Kamu Yönetimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kamu Yönetimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Kasım 2014 Cuma

SİYASET BİLİMİ DERS NOTLARI

UNİTE 1 SİYASET BİLİMİ NEDİR?
1. Siyaset Arapça kökenli bir sözcüktür At eğitimi anlamına geliyor. Politika sözcüğü yunan kökenlidir.yunanca “ polis” kent devletlerine verilen isimdir.

2. Politika ise devlete ait işler anlamına gelir.

3. Siyaset sözcüğü Bülent DAVER in deyimiyle “ ülke, devlet,insan yönetimi “ biçiminde tanımlamak mümkündür.
SİYASET BİLİMİ DERS NOTLARI
4. İktidar kavramı ise ; otoriteyi içerir. Otoritenin görüldüğü her yerde “ yöneten” ve “yönetilen” ayrımı vardır. İktidar kavramı, karar alma ve onu uygulama gücünü içerir.

5. Siyaset Bilimini,” siyasal otorite ile ilgili kurumların ve bu kurumların oluşmasında ve işlemesinde rol oynayan davranışların bilimi “ olarak tanımlayabiliriz.

6. Tüm bilimsel çalışmalar 3 aşamadan oluşur . 1-Gözlem 2- sınıflandırma 3- yorum. Gözlenen olayların sınıflandırılması sonucunda değişmez, her zaman ve heryerde geçerli neden-sonuç ilişkilerine varılabiliyorsa, bu bir “bilimsel yasa “ demektir. Ama böylesine bur sonuca varılamıyorsa, yapılan yorumun adı sadece “kuram( teori )” olur.Yapılan sınıflandırma da, gözlemciye bağlı kalacak, bir gözlemciden ötekine değiştirebilecektir.

7. Siyasal olayların nedenleri çok karmaşık ve karşılıklı etkileşim içinde oldukları gibi, aynı zamanda sürekli bir değişim içindedirler.

8. Siyasal bilimci, gözlemlediği olaylardan neden-sonuç ilişkisi sezmeye çalışır .Bir varsayım( hipotez) geliştirir.bu hipotezi doğrulayacak örnekler göstermeye çalışır. Ve böylece o konuyla ilgili “ kuram “ ortaya çıkmış olur. Bu nedenlerden dolayı toplumsal bilimlerde kesin bir determinizmden çok değişken determinizmden söz edilebilir. HERAKLEİTOS ‘un “ yanı ırmakta iki kez yıkanılmaz “ sözü , insan ve toplumların sürekli bir değişim içinde olduğunu vurgular.
(Determinizm evrenin veya olayların ya da bir bilimsel disiplinin alanına giren tüm nesne ve olayların önceden belirlenmiş olduğu, onla¬rın öyle olmalarını zorunlu kılan birtakım yasa veya güçlerin etkisiyle meydana geldikleri¬ni ileri süren öğretiye verilen addır.)

9. Siyasal düşünce alanında felsefeden bilime doğru yönelişin ARİSTO (İ.Ö.384-322 ) ile başladığını söyleyebiliriz. ( “ polika” adlı kitabı )

10. Batılı kaynakların sosyolojinin kurucusu saydığı İbni Haldun. Devlet ve iktidar kavramlarını incelemiştir.
nitelendirdiği İbni HALDUN devlet ve iktidar kavramlarını bilimsel bir yaklaşımla incelemiştir.
marx dan çok daha önceleri toplumları “ üretim biçimleri” nev göre ayıran ibni HALDUN dur.

11. İtalyan MAKYAVEL dinsel ahlak açısından bakmayan var olanı saptamaya çalışmıştır. Laiklik düşüncenin ilk temellerini Makyevelde bulanlar çoktur . Makyevel in “ prens” adlı kitabı siyaset bilimin temel kaynakları arasındadır. “Amaca giden her yol meşru olduğu “ görüşüne Makyevelizm adı verilir.

12. Fransız MONSTESQUİE “ Yasaların Ruhu “ adlı kitabında bir toplumda geçerli kuralların, o toplumun içinde bulunduğu coğrafi ve toplumsal koşullarla olan bağlantısını araştırdı. Montesguiu ya göre Nasıl ki fiziki çevrenin yasaları varsa, toplumsal olaylarında kendine özgü yasaları vardır.( olması gerekeni değil olanı inceler )

13. Sosyolojinin kurucusu sayılan Fransız Agusto COMTE siyaset biliminin de doğmasına katkı yapmıştır. ( sosyoloji deyimini ilkkez o kullandı ) Agusto Comte göre sosyoloji 2 bölüme ayrılıyordu.
1- TOPLUMSAL STATİK ; kurulu düzeni 2- TOPLUMSAL DİNAMİK ; düzendeki değişmeyi

14. Karl MARX ın toplum bilimlerine bir başka katkısı, insan doğasının “ değişebilir” olduğunu vurgulmasıyla ortaya çıkar. Toplumsal bilimlere öznelliğin yerine nesnelliği geçirmiş oldu.

15. Fransız Alexis de TOCGUEVİLLE nin “ Amerika da demokrasi “ kitabı tam anlamıyla bilimsel sayılabilecek ilk ve önemli çalışmalardandır.

16. MAX WEBER Karl marxın toplumsal ağırlık yerine burokrasi kelimesini kullandı. Siyasal iktidarın meşruluğunun temellerini açıklanmasında ortaya çıkar. Siyaset kişilerin diğer kişiler karşısında egemenlik kumasıdır. MAX WEBER ise bürokrasinin, çağdaş siyasal rejimler içindeki ağırlığını vurguladı. WEBER Sınıf ve statü arasında ayrım yapmıştır. Otorite kavramını incelerken yaptığı otorite ayrımları hala kullanılmaktadır.Max Weber’in
1- GELENEKSEL OTORİTE, 2-BÜROKRATİK OTORİTE ( hukuksal otorite) 3- KARİZMATİK OTORİTE

17. SİYASET BİLİMİNDE ÇAĞDAŞ GELİŞMELER Siyaset bilimi Görgül ( ampirik) araştırmalara, alan araştırmalarına önem vermiştir. Bu eğilime zamanla “ davranışçı akım “ denilecektir.

18. 1- SİYASAL DAVRANIŞÇILIK; Charles Meriam ve Halrold D.Lasswell öncüleri .” karar alma süreçlerini” de başlıca araştırma konuları arasına aldı.

19. 2- YAPISAL – İŞLEVCİ AKIM; toplumsal yaşamda hiçbirşeyin tek başına bir bütün oluşturmadığı ve her şeyin bir bütününü parçası olduğu görüşünden kaynaklanır. Toplumdaki tüm yapı ve kurumlar, belli bir gereksinmeye yanıt evermek amacıyla doğmuşlardır. “ önce çekiç yapıp sonra o çekice bir işlev bulunmaz . . İşlevci yaklaşım yapan İlk ünlü ismi MALİNOWSKİ , ilkel toplulukları bizzat gidip görerek inceledi.

20. MERTON nu getirdiği “ bozuk işlev, açık ve gizli işlev” gibi kavramlar açısından önem taşıyor.

21. Antroropolog CLAUDE LEVİ- STRAUSS a göre toplumsal gerçeğin yapısı, doğrudan gözlenemez.

22. Talcott PERSONS, Her toplumsal sistemin dört işlevsel zorunlulğa karşı vermesi gerektiğini söylüyor:
1) Hedefin izlenmesi 2) Kuralsal yada gizli istikrar, 3) fiziki ve toplumsal çevreye uyum 4) üyelerin toplumsal sistemle bütünleşmesi

23. 3- SİYASAL SİSTEM ANALİZİ ; Sistem yaklaşımının siyaset bilimindeki öncülüğünü yapan David EASTON, siyasal sistemin, fizik, biyolojik,toplumsal ve psikolojik ortamlara çevrili bulunduğunu vurguluyor.
Her iktidar kararı toplum üstünde bir etki yapar. Girdilerin çıktılara dönüştüğü bir ortamdır. Eksikliği değişmeyi açıklayamamaktadır. EASTON a göre siyasal sistemin üç öğesi bulunmaktadır. 1) siyasal topluluk 2) rejim 3) siyasal otorite
İşlevci yaklaşımın en büyük eksikliği “ değişmeyi” açıklamakta karşılaştığı sıkıntılardır. Oysa sistem analizi, gelişmeyi, değişmeyi, evrimleşmeyi açıklamaya daha çok yatkın görünüyor.

24. Spencer toplum bir organizma demiştir.
25. SİYASET BİLİMİNİN KAPSAMI
UNESCO nun öncülüğünde 1948 yılında yapılan bir çalışma genellikle hareket noktasını oluşturuyor.
1. SİYASET KURAMI
 SİYASET KURAMI ( GENEL)ü
 SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİü
2. SİYASAL KURUMLAR
 ANAYASAü
 DEVLET ORGANLARIü
 YEREL YÖNETİMLERü VE BÖLGE YÖNETİMLERİ
 KAMU YÖNETİMİü
 DEVLETİN EKENOMİK VE TOPLUMSALü GÖREVLERİ
 KARŞILAŞTIRMALI SİYASAL KURUMLARü
3. PARTİLER SİYASAL GRUPLAR, KAMAOYU
 SİYASAL PARTİLERü
 SİYASAL GRUP VE DERNEKLERü
 YURTTAŞINü DEVEL TVE HÜKÜMET İŞLERİNE KATILMASI ( SEÇİMLER )
 KAMUOYUü
4. ULUSLAR ARASI İLİŞKİLER
 ULUSLAR ARASI SİYASETü
 ULUSLAR ARASI ÖRGÜTLER VEü YÖNETİM
 DEVLETLER HUKUKUü

UNİTE 2 SİYASAL YAŞAMIN ETKENLERİ
1. Siyaset olgusu, ancak topluluk halinde yaşayan insanlar arasında doğar. Bu topluluğun yerleşmiş olduğu doğal çevre vardır. Ekonomik yapıda siyasal yasal gelişim üzerinde önemli etki yapar.
Kültürel etkenleri de gözünönüne almak gerekir.
Doğa, insanlar ve ikisinin etkileşimi sonucu oluşan teknolojik, ekonomik yapıyı bir bütün olarak ele aldığımızda, bunu toplumun “ alt yapısı” . Kurumsal ve kültürel etkenleri ise “ üst yapı” kavramı içinde değerlendirebiliriz.
Doğal etkenler iklim, doğal kaynaklar, ülkenin genişliği ve konumu gibi alt bölümlere ayrılabilir.

2. ARİSTO ya göre soğuk ülke insanları cesaretli ama az zeki,
Sıcak ülke insanları zeki ama az cesaretlir
Ilıman iklimdekiler ise hem zeki hemde cesaretlidir.

3. MONTESGUİEU, insan davranışları arasındaki bu farklılığın, aynı ülkenin kuzey ve güneyindeki insanlar arasında da görülebileceğini söyler. “ sıcak iklim insanın korkak, ürkek oldukları için köle, soğuk iklim insanını özgürlük içinde yaşadığını “ ifade eder. Bu durum doğal bir nedeninin sonucudur.

4. Fransız tarihci MİCHELET özellikle 1789 temmuz devriminden esinlenerek devrimlerle sıcak mevsimler arasında ilişki kurar.

5. Reymond ARON un “ Ulslararası savaş ve barış “ yapıtında vurguladığı gibi, toprak yalnızca siyasal çatışmanın konusunu oluşturduğu zaman değil, siyasal çatışmanın ortamı ya da sahnesi olarak da önem taşır.

6. Doğal kaynakların zenginliği ülkenin ekonomik zenginliği anlamına gelir. Zenginliğin, bolluğun , siyasal yaşamdaki çalışmaları yumuşattığını barışçı eğilimleri güçlendirdiğini söyleyebiliriz

7. TOYNBE ‘nin düşüncesinde “ Meydan okuma” olarak nitelediği zorluklar ne çözülemeyecek kadar ağır , ne de rahtlıkla çözülebilecek kadar kolay olmalıdır.

8. En az gelişmiş ülkeler kutuplarda, ekvatorda ve çöllük bölgelerde bulunuyor. Gelişmiş ülkelerin ise büyük çoğunluğu ılıman iklim kuşağında yerleşmiştir. Bozkırlarla kaplı ülkeler ise az gelişmişliğin üst sınırında yer alıyor.

9. Gordon CHİLDE a göre” fiziksel çevredeki değişikliklere hayvanlar biyolojik evrimle insanlar ise kültürel gelişmeyle uyarlar. “ tarihte neler oldu “ yapıtında bu konuyu özetlemiştir.

10. Jean BRUNHES a göre, şiddetli kışların hüküm sürdüğü orta asya bozkırlarında insanların yerleşip tarımla yaşamaları olanaksızdı. Sürüleri ile dolaşan göçebe toplulukları bu doğal koşulların ürünüydü. Uçsuz bucaksız bozkırlarda uzağı görme, mesafelere ve öteki insanlara egemen olma yeteneğini kazandılar.

11. İbni HALDUN a göre göçebeler kentlilerden daha yiğit ve cesurdurlar.çünkü kentliler rahat döşeklerinde uyurken, göçebeler kendilerini korumak zorundaydılar.

12. MONTESGUİE , avrupayı değerlendirirken top pembe, asyayı değerlendirirken olumsuz bir bakışa sahipti.

13. TONYBEE Türklere göçebe hayatlar çok şey kazandırmıştır demiştir. Disiplini ordan almıştır.

14. DURKHEİM topluluk ve toplum ayrımını
1- MEKANİK DAYANIŞMA; birbirlerine benzeyen bireyler arasındaki dayanışma
2 ORGANİK DAYANIŞMA; birbirlerini tamamlayan işlevlere sahip kişiler arasındaki dayanışmaya
olarak nitelendirmiştir.

15. TONNİES e göre Topluluğa duygusal samimi ilişkiler Topluma mantık ve çıkar ilişkilerin egemen olduğunu düşünüyor.

16. Toplulukta “ biz” duygusu . Topluma egemen olan ise “ ben “ duygusudur.

17. Kalabalık Toplumlardaki siyasal yaşamda iki önemli değişiklik görüyoruz. Bürokratikleşme ve yerinden yönetim.

18. İngiliz Thomas – Robert MALTHUS un öne sürdüğü kurama göre; Robert malthus insanlar açlığa mahkum olacaktır varlıklı insanlar çocuk yapsın fakirler yapmasın demiştir.
19. Gasthon BOUTHOL ; demografik etken içinde genç nüfusa özel bir önem vermektedir.
Ürütülen ürünler tüketime yetmeyince şu sonuçlar ortaya çıkar
1- Toplumsal huzursuzluk doğar 2- siyasal çatışma sertleşir
3- Bunun sonucu içerde şiddete dayalı başkaldırma 4- Dışarda savaşlar görülebilir.



20. MARX a göre, toplumsal yapının temelinde “ üretici güçler 2 yer alır. Üretici güçler ile üretim ilişkileri, birlikte bir toplumun Alt yapısını oluşturur. Üst yapı da ise dinsel inançlar, siyasal ideolojiler ,çeşitli değer yargıları ile birlikte siyasal, toplumsal ve hukuksal kuramlar bulunur.

21. Marksizme göre, en önemli siyasal kurum olan devlet , toplumsal sınıflar arasındaki çatışmanın bir ürünüdür. Devletin yokolmasından önce , bir geçiş aşaması olur “ proleterya diktatörlüğü” öngörülmüştür.
Marksist evrim şeması şu sırayı izlemektedir.
- Teknolojik değişim - ekonomik değişim
- toplumsal değişim -siyasal değişim

22. ÜRETİM DÜZEYİ VE SİYASAL KURUMLAR
Reymond ARON ; “ sanayi toplumu” kavramına önem vermekle birlikte, sanayi toplumlarının rejimleri arasında zamanla bir yakınlaşma olacağını kabul etmiyor. Aron a göre sanayi toplumuna Sosyalist yada Kapitalist modelle ulaşılabilir. Bireylerde “ siyasal bilinç” oluşumu ; bireylerin siyasal davranışlarını belirleyen temel olgu gelir düzeyleri ya da gelir düzeyleri arasındaki adaletsizlikleri değil, onların beklentileri ile gelir düzeyleri arasındaki farktır.

23. GERİ KALMIŞLIK VE SİYASAL KURUMLAR
Geri kalmışlığını en belirgin özelliği ekonomik geri kalınmışlıktır. Ekonomik geri kalmışlığın en açık göstergesi kişi başına düşen yıllık gelirin düşüklüğüdür.
Geri kalmış ülkelerin özellikleri şunlardır.
1- Besin yetersizliği
2- Yapısal açıdan geri bir tarımın ekonomi içinde büyük bir ağırlık taşıması
3- çok sınırlı bir sanayileşme
4-ekonominin gelişmiş ülkelere yakından bağımlı olması
5-ticaret kesiminin aşırı büyümesi
6- gizli ve açık işsizliğin fazlalığı
7- ulusal gelirin yaşam düzeylerinin düşüklüğü
8-kitle iletişim araçlarından yararlanma düzeyinin düşüklüğü
9- gelir dağılımındaki büyük adaletsizlik
10- orta sınıfların zayıflığı
11- eğitim düzeyinin düşülüğü gibi
Geri kalmışlık sınır içinde kaldıkları halde, çoğulcu demokrasi uygulayabilen Hindistan – Türkiye-Meksika gibi ülkeler bu konuda çok ender örneklerdir.
Geri kalmış ülkelerde TEK ŞEF –TEK PARTİ- OTORİTER YÖNETİM rol oynar .

24. KURUMSAL ETKENLER
Kurum ; toplumun varlığını koruyabilmesi için meşru olan ve olmayanı tanımlaşan,zorlayıcılığı , tutarlılığı, ve göreli bir sürekliliği bulunan kurullar ve ilişkiler bütünüdür. Kurumlar, gelenek ve alışkanlıkların etkisiyle ya da yasayla oluşur.
Aile , din, eğitim , hukuk, siyaset ve ekonomi hemen akal gelen önemli toplumsal kurumlardır.
Bu kurumlardan birisi olan devleti ise, bazı siyasal bilimciler “ Kurumlar Kurum “ olarak nitelendirir.


25. KURUMSAL DEĞİŞME VE SİYASAL KURUMLARIN GÖRELİ BAĞIMSIZLIĞI
Siyasal kurumların değişimi ve evrimi konusunda, birbirine zıt iki görüş vardır.
Birinci görüşü paylaşanlar, siyasal kurumların, ekonomik yapıya bağlı olarak değişime uğradığını savunurlar. ( Marksistler )
İkinci görüşü paylaşanlar siyasal kurumların önceliğine ya da bağımsızlığına inanıyor.
Marksizm’de siyasal kurumların sınıf çatışmaları sonucunda ve çatışmadaki güç dengelerine yani sınıfın gereksinmelerine göre oluştuğu görüşü vardır.

26. SİYASAL KURUM OLARAK DEVLET VE İKTİDAR
Devlet ancak ulusal toplum aşamasından sonraya çıkan bir kurumdur. Ulusal toplumlar, Avrupa da feodalitenin yıkılmasından sonra doğduklarına göre, devletin doğması da ancak 16.-17. Yy. dan başlayarak söz konusu olacaktır.
Devleti oluşturan Temel öğeler
1-ÜLKE 2- ULUS 3- İKTİDAR ; başkalarının davranışlarını denetleyebilen, bişeyi yapma yada yapmamaya zorlayabilme gücü olarak tanımlanır. Max WEBER e göre iktidar başkalarını yönetme gücüdür. ( siyasal iktidar en kapsamlı, en üstün, zor kullanma yetkisine meyru olarak sahip tek ikitar türüdür. ) 4- EGEMENLİK

27. WEBER otoriter türlerini 3 e ayrılır
1- GELENEKSEL OTORİTE ( Ataerkil aile ve feodal toplum )
2- KARİZMATİK OTORİTE ( Atatürk, Napolyon, churcill , Lenin, Humeyni, costro mao gibi)
3- HUKUKSAL OTORİTE ( iktidarın kaynaığını akıl ve kurallar oluşturur.

28. Kültür, toplumların geçmişleri ile gelecekleri arasında vazgeçilmez köprüdür.
Kültür ve ideolojileri ; DURKHEM , kültürü bir duyuş, düşünü ve davranış birliği olarak tanımlar
Uygurlık; kültürden daha geniş , evrensel kültürden ise daha dar bir kavramdır. Benzer kültürlerin ortak yanlarını ve teknolojik düzeydeki birlik yada bütünlüğü içerir.
Evrensel Kültür ; Tüm ulusal kültürlerin katkılarıyla oluşur. Belirli bir ulusal kültürün, diğer toplumları genellikle tek yanlı olarak etki altına alması, söz konusu ulusal kültürün taşşğdığı değerleri sisteminin bir alışkanlık yaratılarak yayılmaya başlamasıdır.
Kültür emperyalizmi yaratan temel öğe ileri teknoloji ve ileri teknolojiye bağımlı ekonomik güçtür.
İdeoloji, toplumda benzer koşulları paylaşanların, bu koşullardan doğan ortak gereksinimlerini karşılayan, kendi içinde tutarlı inanç sistemleri olarak tanımlanabilir.

29. Siyasal inanç, değer ve davranışların birey tarafından benimsenmesine yada toplum tarafından bireye öğretime süreci olarak tanımlanır. Başında aile gelir .

30. Kültürü öğelerine ayırırsak inançlar, kurumlar ve tenkillerle karşılaşırız.
MARX a göre , kültürü bütünleştiren öğe üretim biçimidir. Düşünce davranış ve toplumsal yapı bir bütün oluşturur.
Deniel BELL e göre tekno ekonomik düzenle, kültür arasında kopukul vardır. Kültüre egemen olan eğilimler , akılcı olmayan eğilimlerdir.




UNİTE 3 SİYASAL YAŞAM İÇİNDE BİREYİM YERİ
1. Tutum kanı ve davranışların bütünüdür. Freud ölüm iç güdüsünün önemli rol oynamaya başlağını görüyoruz.
2. David Reisman Geleneksel haraket Vicdanına göre ve Başkasının ağzına göre hareket edenler demiştir
3. Gaston Boult demiş ya zihniyetiniz evren ile aramıza prizma gibi girer.
4. Liberaller serbes ilkesi yaşam için savaş ve ekonimi kıtlık gibi düşünceler Darvim tarafından destek buldu.
5. Siyasal yaşamın 5 etkeni yerleşme yaşam eğitim yaş cinsiyet.
6. Karl Mannheim tutumların anlaşılması için gençler üzerinde idolojik ve enerji den kaynaklanın biçimdir.
7. Yücelme nevroz saldırganlık bunlar Roger Master e göre bireysel uni içinde uni dışında çözülür demiştir.
8. Ortodox markist öğrenci hareketleri sınıf çatışmasının uzantısıdır. Jean Pronteau öğrenci gençliği salaktır
9. Ortodox markist asıl görevi emekçi sınıflara bilinç götürmektir.
10. Kadınlar siyasal katılmaya az eğilimli, tutucu partileri, Partide kararlık yok, adayın kişiliği,kocasının partisi, güçlü olanı seçme. Erkeklerde tersi. Kadınlar dinci tutucu partiler.
11. Kadınlar ilk kez 1935 yılında girmiştir. 3,8 oranla çoktur Sonra zamanla oran düşmüştür.
12. Matei doğan jacgues norbon kadınların erkeklerin içinde yaşadıkları toplumsal koşullardan bağımsız olarak yalnızca cinsiyete bağlı olarak tutumlar sergilememiştir.
13. Eskiden Türkler hem demokrat hemde feministi isalam dinini kabul ettikten sonra. Kadınlar değişmeye başladı arap ülkelerinin olumsuz etkisiyle ortünme olayı fatih ten sonra bizansın işin içine girmesiyle olmuştur.
14. İlk kız lisesi 1913 yılında istanbulda kurulmuştur.

UNİTE 4 SİYASAL YAŞAM İÇİNDE KÜÇÜK GURUPLARIN YERİ.
1. Birinci guruplar birbirine sıkısıkı bağlı guruplardır. İkinci guruplar daha resmi örnek iş arkadaşlarıdır
2. Birinci guruplar yazılı kurallara bağlı olmayıp ikinci guruplar yazılı kurallar ağır basmaktadır.
3. Morenonun sosyo metri kişiler arası duygusal bağları tespit etmekte kullanılır düşünce önderi
4. Gurup dinamiğini ortaya atan Lewin dinamik bir bütündür gurubun bir bölümdeki hareket hepsini etkiler.
5. Birinci guruplar otoriter. İkinci guruplar demokratik üçüncü gurup bırakınız yapısıncılar.
6. Gurup içi dinamik kurt lewin guruplar arası olan muzaffer şerif.
7. Laswell aratırmalarına göre kişinin sosyalist tutucu anarşist yada terörist olmasında aile önemli rol oynar.
8. Muzaffer şerif özellikle arkadaş gurupları etkin olmaktadır.
9. Ali köy boy tarikat gibi egenmen olmasında otoritedir.
10. Derneklerin sendikaların, koperatiflerin, siyasal partilerin demokratikleşmede etkisi olmuştur.
11. Durkneim küçük duruplar bireyler arasındaki boşluğu doldurarak anomi tehlikesini ortadan kaldırır.
12. Kısaca kurallar konumlar görevler küçük gurupların yapısını oluşturur.
13. Komumistlerde gurup içi kurallar yumuşak hoşgörü artmıştır.
UNİTE 5
SİYASAL YAŞAM İÇİNDE TOPLUMSAL SINIFLAR
1. Tabakalar kast sınıf tabakadır. Toplumdaki en katı katlaşma kastdır. Dokunulmazlar paryalardır
2. Avrupada rastlanan zümre veya düzenler de daha basit toplumsal yapı görüntüsü ile hukuksal eşitsizlik karşıtı.
3. Irkçı kast uygulanmasını sürdüren son ülke günet Afrika ama oda bitti sonraları
4. Toplumsal sınıflandırmada gelir düzeyi yaşam biçimi toplumsal saygınlık derecesidir.
5. Kingsley more Toplum sal eşitsizlik herkezin baş vurduğu kaynaklar arasında yer alır.
6. Markist sınıf anlayışı ne kadar olduğu değil nasıl kazanıldığı önemlidir. Sınıf yaratan iş bölümüdür.
7. Eflatudan beri gelen işbölümü üretim araçları üzerinde üretim araçlarıda toplumsal sınıflarlı yaratıyor.
8. Karl max köleci toplumda efendi köle feodal toplumda derebeyi serf kapitalistlerde sermayeder ve işçi
9. Markimasite göre devlet bu egemen sınıfın elinde basit araçtan başka bir şey değildir.
10. Sınıf çatışması itici güçtür. İşçi sınıfı proteryadır. Sınıf bilicini örgütlenince siyasal güç ortaya çıkar.
11. luxenburb kitle bilici Lenin işçi salaktır bu bilinç ona götürülmelidir. Tekno Eko Toplumsal Siyasal.
12. Duverger sınıf çatışmasında siyasal büyük bir etkendir. Dinsel yada ideolojik rekabet.
13. Geri kalmış ülkelerin temel özelliği orta sınıf zayıflığıdır.
14. Sultan galiev proleter sınıflar yerine proter uluslar düşüncesi ortaya atmıştır.

UNİTE 6 TOPLUMSAL YAŞAM
1. Coğrafi konum ispanya pirenler doğal kaynaklar besin kaynakları. Nufus bunlar ulusal güçtür.
2. Herzkotiviz bir kültür bir halkın yaşam biçimidir. Ali yapısı eğitimle ilgili gelenekler disiplin anlayışıdır
3. Milliyetçilik Yurtseverlik Siyasal milliyetçilik ulusal bağımsızlığı ekonomik milliyetçilik ülkenin yer altı yer üstü kaynaklarına sahip çıkmayı ve toplum olarak ekonomik olanakları artırma Toplumsal milliyetçilik gibi
4. Raymond aronda efendi köle ilişkisi hiçbir zaman sürekli bir kavram olamaz demiştir.
5. Uyuşmazlıkların yolu hukuki yollar hakemlik ve yargı olarak adlandırılır.
6. Kültürel emperyalizim kitle iletişim araçların geliştiği günümüzde. Daha çok önem kazanmıştır.

UNİTE 7 SİYASAL GÜÖ OLARAK PARTİLER
1. Kdro partileri ekonomik açıdan güçlü toplum kesim temsilcileri.
2. İşçi sınıfının mücadelesi sonucu oy hakkının yaygınlaştırılması ile birlikte. Çıkan farklı yapıdaki partilere kitle yığın partileri denmekte. Kadro partilerinin temel taşları komiteler ve ocaklar gelir.
3. Kadro partilerinde ağırlık meclis guruplarıdır. Parti disiplini ve merkez oteritesi zayıfdır. İdeolojiye verilen önem azdır.
4. Kitle partilerinin etkinlikleri ve süreleri daha yaygındır. Birbirlerine bağlı genel meclis ile meclis gurubu arasında geniş denge vardır. Sıkı sıkı bir disiplin vardır. Komunist ve faşist partileri etki altına alırlar.
5. Faşist partiler toplumsal ekonomik bunalım döneminde paniğe kapılan burjuvazi orta sınıf insanlardır.
6. Üyelerin niteliğine önem veren totoliter partilerdir.
7. Komunist partiler eylem ci olmak zorundadır.
8. İlk siyasi partiler 1908 den sonra çıkmıştır 1839 tazminat fermanından yararlanarak ortaya çıkmıştır.
9. 1889 da askeri tıp öğrencileri ittihat terakki partisini kurdurlar. Hücre carbonari ve masondan etkilenirler.
10. Chp kitle partileri gibi ocak kültürüne sahiptir.
11. Komunist partiler mahelle ve işyeri düzeyinde kurulur. Üye olmak için ideolojik benimseme olmalıdır
12. Batıcı İslamcı turan cılar olmaktadır. Ancak iki partili parlementoda olabilir.
13. Tek turlu çogunluk iki büyük partiye şans tanır İki turlu çogunluk blok yapar. Orantilı temsil küçük partileri bitirir.Neuman bireysel temsil demokratik bütünleşme.

UNİTE 8 SİYASAL GÜÇ OLARAK BASKI GURUPLARI.
1. Kitle baskı gurupları gücünü üyelerinin sayısından ve örgütlenme düzeyinden alırlar. Disiplin bürokratik yapı.
2. Kitle baskı gurupları işçi sendikalarıdır.
3. Gücünü üyelerinin çokluğundan değil üye niteliklerinden alan baskı gurupları kadro baskı guruplarıdır.
4. Otoriter totaliter baskı gurubu yapısına faşist örgütler örnekverilebilir. Komunist ve sosyalist partiler.
5. İngiliz işçi partisi olup 1927 yılına kadar parti sendika kooper sosyalist derneklerden ibarettir.
6. Baskı gurupları kendilerine iletilen mesajları siyasal organlara iletir. Jean meynaud şöle ayırır karar organlarıyla tabanda bir karar alıp bunu organlara ileterek uyulmasını istemeleri uzlaşmaya katkıda bulunması.
7. Partilerin belirli bir destek vererek örgütlediği çıkar guruplarıda vardır kolektif rüşvet denir.
8. Kadın ve geçlik kollarının belli bir idolojiye sahip olarak sınıfsal kökenli baskı gurupları vardır.
9. Tic san odaları işveren baskı gurubu. TUSIAD en büyük iş adamlarını toplayarak sermaye baskı gurubu.
10. Kitle baskısı olarak en büyük işçi sendikalarıdır. Grev gibi bir hakkı kötüye kullanırlar.
11. İşçi sendikasının sıksık iktidara gelen sol partilerle işbirliği vardır.
12. Duverger diktatörlük kuramı göre gelişme düzeyi yükseldikçe ülke yönetime el koyması azalır.
13. Siyasal eğilimleri gelişmesi ekonomi büyümesi rejimin sağlamlığı subay kesiminin toplumsal kökeni.
14. Bürokrasi artık teokrasi olarak adlandırılmakta olup alt üst pramit yetkileri vardır.
15. Bürokrasiye max weber çok önem vermiş olup karl max ın sınıf çatışması bunda burokrasidir.Kominumizi proterya diktatörlüğünden çok burokratların diktatörlüğü denilmekteydi.
16. Duverger tekno demokrari demiş sonradan teknorrasi olmuştur.
17. Eflatun tekno siyasetçiler yer alması şeklinde demiştir.

SİYASET BİLİMİ

ÜNİTE 9 – SİYASAL GÜÇ OLARAK SEÇKİNLER
SEÇKİNCİ KURAMLAR : SEÇKİNLERİN TOPLUMLARI YÖNETMELERİ GEREKTİĞİ GÖRÜŞÜ EFLATUNDAN , NİCE YE JOSE ORTEGEY GASTET YE KADAR UZANIR. AMA BUNLAR OLMASI GEREKENİ ARAŞTIRAN OLDUĞU İÇİN FELSEFENİN KONUSUNA GİRER.( FELSEFE : OLMASI GEREKENİ - BİLİM : OLANI İNCELER )
1- KLASİK SEÇKİNCİ KURAMLAR
2- ÇAĞDAŞ SEÇKİENCİ KURAMLAR

KLASİK SEÇKİNCİ KURAMLAR : BAŞINDA VLİFEREDO PARETO YER ALIR.
PARETO YA GÖRE ; EN BAŞARILILARI SEÇKİNLER OLUŞTURUR. ÇELİŞKİ SEÇKİN AZILNLIKLA SEÇKİN OLMAYAN ÇOĞUNLUK ARASINDADIR. SEÇKİNLER ÜSTÜN KİŞİLERDİR. EĞER SEÇKİNLER, TOPLUMUN ALT TABAKALIRANDAN ORTAYA ÇIKAN EN BAŞIRILILARI ARALARINA ALEBİLİRLERSE “ SEÇKİNLER DOLAŞIMI “ SÜRER. DEVRİM “ SEÇKİNLERİN TOPTAN DEĞİŞİMİ OLAYIDIR. “ SEÇKİNLİK ÖLÇÜTLERİ SOY VE AİLENİN YANISIRA VARLIKLI, AKILLI, YETENEKLİ VE SAĞLAM AHLAKLI OLMAK. SEÇKİNLERİN DOLAŞIMI KURAMINI OLUŞTURURKEN İBNİ HALDUNDEN ETKİLENMİŞTİR.
GAETANO MOSCA DA “ YÖNETİCİ SINIFI” KAVRAMIŞLA SEÇKİNLER KURAMINA KATKIDA BULUNUR.
PRETO VE MOSCA MAKSİSMİN SINIF ÇATIŞMALARI GÖRÜŞÜ YERİNE SEÇKİNLER ARASI ÇATIŞMALARI KOYMAKTADIR. DEMOKRASİNİN GERÇEKLEŞMESİNE OLANAK YOKTUR.
ROBERTO MECHELS SEÇKİNLERİN BÜTÜN TOPLUMLARDA KAÇIŞINLAMZ OLARAK VAR OLACAĞI KANISINDADIR. HER TOPLUMDA HER ÖRGÜTTE ORTAYA ÇIKAN KÜÇÜK YÖNETİCİ GRUBUN GİDEREK BİR OLİGARŞİ EĞİLİMİ TAŞIDIĞINI SÖYLÜYOR. ( OLİGARŞİNİN TUNÇ YASASI )
KLASİK SEÇKİNCİ KURAMINDAN EN ÇOK FAYDALAMAN EDEOLOJİ FAŞİSZMDİR.
KARL MARX “ EGEMEN SINIF” KAVRAMINI EKONOMİK GÜCÜN ELDE BULUNDURULMASINA DAYANDIRIR. OYSA ÖZELLİKLE PARETO SEÇKİNLERİN EGEMENLİĞİNİN NEDİ ONLARIN DOĞAL VE PSİKOLOJİK ÜSTÜNLÜKLERİDİR.

ÇAĞDAŞ SEÇKİNCİ KURAMLAR : BU KURAMININ EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİNİN SEÇKİNLERİN DOĞAL ÜSTÜNLÜKLERİ DÜŞÜNCESİNİN TERKEDİLMESİNDEN KAYNAKLANDIĞI SÖYLENEBİLİR.
DEMOKRATİK BİR TOPLUMSAL DÜZENDE SEÇKİNLER ARASINA GİREBİLMENİN TOPLUMUN HER KESİMİNE AÇIK OLMASI GEREKTİĞİ VURGULANIR.
LASWELL, TOPLUMUN UYUM İÇİNDE BULUNABİLMESİ İÇİN “ ORKESTRA ŞEFİ” GÖREVİNİ YÜKLENECEK OLAN SİYASAL SEÇKİNLERE HER ZAMAN GEREKSİNME VARDIR.
SARTORİ , DEMOKROTİK SİSTEMLERDE SEÇKİNLERİN ÇOĞUL OLDUĞUNU VE TOPLUMA ÖNDERLİK ETTİĞİNİ,DEMOKRATİK OLMAYAN SİSTEMLERDE İSE SEÇKİNLERİN TEKİL OLDUĞUNU VE TOPLUMA HÜKMETTİĞİNİ SÖYLÜYOR.
RAYMAON ARON UN SEÇKİNLİKLERLE İLGİLİ KURAMI MARKSİZME KARŞI DIR.
WRİGHT MİLLS , TOPLUMU TEK BİR SEÇKİN GRUBUN YÖNETTİĞİ GÖRÜŞÜNÜ SAVUNUR. BİR YANDA SIRADAN İNSANLAR, ÖTE YANDANDA ONLARIN YAŞANINI ETKİLEYECEK KARAR ALABİLME DURUMUNDAKİ KİŞİLER VARDIR. BU KİŞİLER “ İKTİDARIN SEÇKİNLERİ “ DİR.

GERİ KALMIŞ ÜLKELERDE SEÇKİNLER :
1- BÜROKRATİK SEÇKİNLER
2- AYDIN SEÇKİNLER
MANNHEİM , AYDIN SEÇKİNLER KISMEN SINIFSIZ TABAKADIR.
GRAMSCİ , ALT YAPI VE ÜST YAPIYI ORGANİK OLARAK KAYNAŞTIRAN ÖĞE “ AYDINLARDIR .”
AYDIN SEÇKİNLER BİR YANDAN TOPLUMDAKİ KÜLTÜR DÜZEYİNİN YÜKSELMESİNE , ÖTE YANDANDA YENİ İDEOLOJELERİN YAYILMASINA KATKIDA BULUNURLAR. BAZI YAZARLAR, BU NEDENLE AYDINLARI
YARATICI AYDINLAR(gelişmiş ülke aydınları ) , YİNELEYİCİ AYNDINLAR( geri kalmış ülke aydınları & aktarıcı ) OLARAK İKİYE AYIRILIR.

GERİ KALMIŞ ÜLKELERİN EN ÖNEMLİ SORUNLARINDAN BİRİSİ,ULUSAL BİRLİĞİ VE BÜTÜNLEŞMEYİ SAĞLAMAKTIR.
SİYASETADAMI UYGULAYICIDIR. SİYASET ADAMLARINI SİYASAL PROGRAMLARIN OLUŞUMUNDA, “ BİLİM ADAMI VE YAZARLAR” UYGULAMA AŞAMASINDA “BÜROKRATLAR VE TEKNOKRATLAR “ ETKİLER.
ULUSÇULK AKIMI DA GERİ KALMIŞ ÜLKE AYDINLARI ARASINDA DOĞAL BİR EĞİLİM OLARAK ORTAYA ÇIKAR.

TÜRK SİYASAL YAŞAMINDA SEÇKİNLER : OSMANLI İMPARATORLUĞUNDA İSTANBUL UN FETHİNE KADAR SEÇKİNLER BÜYÜK ÇOĞUNLUKLU VE TÜRK KÖKENLİYDİLER.
YAKIN BİR ZAMANA KADAR,EN ETKİLİ UZUN ÖMÜRLÜ SEÇKİN GRUBUNU, BÜROKRAT SEÇKİNLERİ OLUŞTURUYORDU.
GEREK TANZİMAT FERMANI GEREKSE MİLLİYETÇİ AKIMLARIN GELİŞMESİ SONUCU İMPARATORLUĞUN BÖLÜNMESİNİ ÖNLEMEK İÇİN BENİMSENEN OSMANLICILIK SİYASETLERİ, HEP BÜROKRATİK SEÇKİNLERİN ÖNCÜLÜĞÜNDE OLMUŞTUR.
1950 DE DEMOKRATİK PARTİNİN İKTİDARI ALMASINDAN SONRA BÜROKRAT VE AYDIN SEÇKİNELRİN ETKİSİ AZALMAYA, TİCERET VE SANAYİ BURJUVAZİSİNİN ETKİSİ ARTMAYA BAŞLAMIŞTIR.
1960 DA ORDUNUN İKTİDARA EL KOYMASI AYDIN- SİVİL SEÇKİNLERİN İTTİFAKINI İFADE EDER.
1971 DE İSE SEVİL AYDIN VE BÜROKRATİK SEÇKİNLERLE, ASKER SEÇKİNLER ARASINDAKİ İTİTİFAK SONA ERMİŞTİR.

ÜNİTE 10 – SİYASAL ÇATIŞMADA ARAÇLAR
1- ŞİDDETE DAYALI OLMAYAN ARAÇLAR
- PARA; 1848 lerin fransasında düşünceyi yaymanın tek yolu yazılı basındı. Gazete çıkarmak ve gazeteyi yaşatabilmek parasal kaynaklara bağlıydı. Para,kitle iletişim araçlaırın etkilemenin yada ele geçirmenin yolu olduğu gibi ülkeyi yönetenleri ve bunları seçenleri doğrudan etkilemenin bir yoludur.Para silahı belirli partilerevebelirli siyaset adamlarına destek sağlamak içinkullanılır.
- SAYI VE ÖRGÜT; işçilerin ve geniş halk kitlelerinin gücünü oluşturur. Ücretli ya da gelirli toplum kesimlerinin siyasal yaşamda ağırlık taşımaları, sayılarına ve örgütlenme düzeyine bağlıdır. Çoğulcu bir demokraside para işveren için ne ise örgüt de işçi için o dur. Sendikalar ve kitle partileri , emekçi ve dar gelirli kitlelerin siyasal yaşamdaki ağırlıklarının ik önemli amaşayı oluşturur. Grev, toplu sözleşme hakkı, sendikaların , oy hakkının genişlemesi ise, kitle partilerinin gücünü arttırmıştır.
- KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI; siyasal güçlerin kitlelere ulaşıbilmek için kendilerine yandaş bulabilmek için kullanabilcekleri araçların sayı üç tanedir. yazılı, sözlü ve görüntülü basın ( gazete , radyo, televizyon ) Georges bardeau ya göre “ sermayesi olanlar düşünceleri seçebilirler, ama düşünceler sermaye bulamazlar.” Duverger “çoğulcu bur demokraside kitle ileşitim araçları devlet karşısında özgürdür ama para karşısında özgür değildir. Günümüzde kitle iletişim araçları “ dördüncü Güç “ sayılmakatdır.
2- ŞİDDETE DAYIL ARAÇLAR VE YÖNTEMLER
- TOPLUMSAL GÜÇLERİN KULLANDIĞI ŞİDDET; değişken güç dengesine bağlı olarak iktidarın el değiştirebilmesi ya da yükselen toplumsal güçlerin güçleri oranında ikitidarı etikleyebilmeleri gerekir. Şiddet ancak tüm barışçı yolların tıkandığı hak ve düşüncelerini savunmak ya da iktidara ulaşmak için başka bir aracın kalmadığı düşüncesi yaygın olduğu durumlarda etkili ve geçerli bir yoldur. Siyasal iktidarlara karşı kullanılan şiddetin başarıya ulaşabilmesi, büyük ölçüde ordunun durumuna bağlıdır. Yasal olmayan her zorlama ve yöntemi bu sınıfa sokabiliriz. ( boykot ve işgal, çiftçilerin karayolunu kesip trafiği engellemesi, araba yakma, patlayıcı madde taşıyan yazılar asma vb. )
- SİYASAL İKTİDARIN KULLANDIĞI ŞİDDET ; siyasal iktidara karşı şiddet kulalanlar , siyasal iktidarında kendilerine karşı şiddet kullanmaya zorlamış olurlar. Faşizme kadar uzanan sağcı ideolojiler, insanın doğuştan kötü olduğunu savunurlar. Ancak doğuştan iyi ve üstün yaratılmış olan küçük azınlık bu çerçevenin dışındadır. Uygarlığın ilerlemesi o küçük seçkin azınlığın geniş halk kitlelerini baskı ve eğitmelerine ve gerektiğinde şiddet kullanarak iyiye ve doğruya doru yönlendirmesine bağlıdır. Devletin kullandığı baskı ve şitted , faşist rejimin vazgeçilmez bir parçasıdır. Oysa “ proeleterya diktatörlüğü” nü Marksistler zorunlu ama geçici bir aşama saymaktadır. Solcu bakış açısında ise, insanın toplumsal kötülüklere karşı korunması öncelik taşır. Maksistlere göre, o kötülükleri yaratan kurumların temizlenmesinden sonra artık devlete bile gerek kalmamaktadır. Çağdaş libarel düşüncenin bu iki uç arasında yer aldığını söyleyebiliriz. Çağdaş libareller insanın doğurtan iyi olduğu kanısındadır. Faşist edeoloji barışçı araçları baştan reddeder.

ŞİDDETİN PSİKOLOJİSİ ;
1- TEPKİSEL ŞİDDET; insanın kendisindin ya da başkasının yaşamını, özgürlüğünü, onurunu ve malını korumak için başvurduğu bir şiddet türüdür . tehditten korkudan kaynaklanıyor.
- KORUMA AMAÇLI ŞİDDET
- ENGELLEMELERDEN KAYNAKLANAN ŞİDDET ( ÖRN.KISKANÇLIK )
- ÖÇ ALICI ŞİDDET
- İNANCIN VE UMUDUN YIKILMASINDAN DOĞAN ŞİDDET
2- ÖDÜNLEYİCİ ŞİDDET ; ölüm sevgisinden daha hastalıklı bir şiddet türüdür. Güçsüzlüğü telefi etmeye yönelik bir şiddettir.
3- KANA SUSAMIŞLIK
- ÖLÜM SEVERLİK; bunlar için gelecek değil geçmiş önemlidir. ( güçlülerle, güçsüzler, öldürenlerle öldürülenler ) en iyi örnek hitler.
- YAŞAM SEVERLİK ; yaşam sevgisinin ağır bastığı bir kişiliktir. Bu duyguların gelişmesinde üç önemli koşul var. – güvenlik – adalet- özgürlük Freuda göre insan güçlü bir önder tarafından yönetilen güçlü bir grup içinde olmak isteyen düzensiz bir hayvandır.
4- TERORİZMİN SOSYOLOJİSİ ; Latince kökenli törer sözcüğü büyük korku yada korkudan titreme anlamını taşır .Terorizm zayıf olanın seçtiği bir tür siyasal şiddet biçimidir. Tererist için şiddet bir amaç değil bir araçtır. Terorizmin amacı çok insan öldürmek değil, kitleleri etkilemesidir. Terorizmin tarihi M.Ö.73- 66 yılları arasında yaşamış Sicarjilere kadar dayanır. Ama Çağdaş anlamı ile tererizmin kurcusu Hasan Sabbah ın batini tarikatı dır.
- SOLCU YA DA DEVRİMCİ TERÖR; amacı varolan toplumsal – ekonomik – siyasal düzeni yıkıp eyine daha ileri bir düzen kurmak
- SAĞCI TEROR; amaç kurulu düzeni korumak ya da geriye dönük bir düzen oluşturmak ( DİNCİ TEROR )
- ETNİK TERÖR ( bölücü terör ) ; kültürel öğelerin en çok rol oynadığı törer.
EYLEM ALANLARINA GÖRE TERÖR
- KIR TERÖRÜ; daha çok geri kalmış ülke ve yörelerde
- KENT TERER; daha çok gelişmiş ülkelere ve gelişmiş yörelere özgü.
TERÖRİZME KARŞI VERİLEN ŞAVAŞIMDA ÖNCELİKLE GÖZ ÖNÜNE ALINMASI GERKENELER
1- TEK BAŞINA SİLAHLI SAVAŞIM HİÇ BİR ZAMAN TERÖRÜ SONA ERDİRMEYECEĞİ GİBİ TERÖRÜN SİLAHSIZ ÇÖZÜMÜ YOKTUR.
2- GERÇEK DÜNYA İLE TÖRERİSTİN DÜNYASI ARASINDA BÜYÜK FARK VARDIR.
3- TERÖR GURUBUN İNAÇNLARINI DEĞİŞTİMEYE ÇALIŞMAK YANLIŞTIR.
TERÖRİSTİN DİRENME GÜCÜNÜ KIRKAN TEMEL ETKENLER
1- TEMEL İNANÇALINA YÖNELİK KUŞKULAR DUYMAYA BAŞLAMASI
2- SİLAHLI SAVAŞIMIN BAŞARISIZLIĞA MAHKUM OLUDĞU BİLİNCİNE VARMASI
ÜNİTE 11- DİN VE SİYASAL YAŞAM

DURKHEM’E GÖRE , TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞMEYİ SAĞLAYACAK TEMEL ÖĞELERİN BAŞINDA DİN GELİR.
MAKSİZM, DİĞER İDEOLOJİLER GİBİ , DİNLERİNDE SINIF ÇATIŞMASININ BİR ÜRÜNÜ OLDUĞUNU SAVUNUR.
MAX WEBER, DİNİN TOPLUMDAN ÇOK İNASIN BİREY OLARAK BAZI RUHSAL GEREKSİNİMLERİNİ KARŞILADIĞI İNANCINDADIR

HRİSTİYANLIK : İSA “ SEZAR A AİT OLANI SEZAR A , TANRIYA AİT OLANI TANRIYA VERİN DİYEREK İLK KEZ “ SİYASAL İKTİDAR” “ DİNSEL İKTİDAR” AYRINIMI GETİRMİŞTİR.
16. YY.REFORM HAREKETİ İÇİNDE ÖNEMLİ BİR ROL OYNAMIŞ OLAN LUTHER,DÜNAYIDAKİ DÜZENİN YA TANRININ İSTİDİĞİ YA DA İZİN VERDİĞİ BİR DÜZEN OLDUĞUNU SAVUNUYORDU.
HRİSTİYAN REFORMCULARDAN CALVİN, ADALETSİZ VE DİKTATÖRCE YÖNETELNER DE GENE TANRI TARAFINDAN GÜNAHLARINDAN DOLAYI İNKSANLARI CEZALANDIRMAK İÇİN GÖREVLENDİRİLMİŞTİR.
MAX WEBER , PROTESTANLIĞIN İÇERDİĞİ DEĞERLER DE BATI AVRUPADA SERMAYE BİRİKİMİNİ HAZLANDIRMIŞ, BURJUVAZİNİN VE DOLAYISIYLA KAPİTALİZMİN GELİŞMESİNİ KOLAYLAŞTIRMIŞTIR. ÇÜNKÜ PROTESTANLIK BAŞARI VE ÇALIŞMAYI İBADET SAYAR. LÜKS VE İSRAF KÖTÜDÜR.
KARL MARX , DİN CAN ÇEKİŞEN BİR KRALIN NESEF ALIŞI, KALPSİZ BİR DÜNYANIN KALBİ, RUHSUZ BİR DÖNEMİN RUHUDUR, HALKIN AFYONUDUR.

MÜSLÜMANLIK : SERVET ANCAKYETENEK VE ÇALIŞKANLIK ÜRÜNÜ OLDUĞUNDA YASALDIR. ÖTE DÜNYAYA OLDUĞU KADAR BU DÜNYAYA DA ÖNEM VERİR. “ RUHSAL İKTİDAR “ “ BEDENSEL AYRIMINI “ TANIMAZ.
WEBERCİ BİR YAKLAŞIM, İSLAM ÜLKELERİN GERİ KALMIŞLIĞINI DİNE BAĞLAR.
BİR BAŞKA YAKLAŞIM,İSLAMİYETİN KADERCİLİĞİ ÖZENDİRDİĞİ , İNSANLARI BU DÜNYANİNI İŞLERİNE KARŞI UMURSAMAZLIĞI İTTİĞİ VE DOLAYISIYLA GERİ KALMIŞLIĞA NEDEN OLDUĞUYLA İLGLİDİR.
JOHN POLKİNGHORNE, BİLİM OLAYLARIN NASIL MEYDANA GELDİĞİNİ, DİN İSE OLAYLARIN NEDEN MEYDANA GELDİĞİNİ ARAŞTIRMAKTADIR.

TÜRKİYEDE YALNIZCA DİNE DAYANARAK SİYASEL İKİTDAR OLUMANAMAMASININ NEDENLERİ
1- YARIM YÜZYILI AŞAN LAİKLEŞME DÖNEMİ
2- DİNE SAYGILI BÜYÜK ÇOĞUNLUĞUN, DİN TEMEL.İNE DAYALI BİR DEVLET ARTIK DÜŞÜNMEMESİ
3- MİLLİYETÇİLİKAKIMININ ETKİSİYLE, ULUSAL DEĞERLERİN ALMASI
4- DEMOKRATİK HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ KULLANMA ALIŞKANLIĞININ ARTMASI VE BUNLARDAN VAZGEÇMEK İSTENMEMESİ

LAİKLİK : GENELLİKLE DİN VE DEVLET İŞLERİNİN AYRILMASI, DİN VE VİCDAN ÖZLGÜRLÜĞÜ.
İBNİ HALDUN, LAİK DÜŞÜNCENİN GERÇEK BİR ÖNCÜSÜDÜR. BİR DEVLETİN VAR OLUŞUNU TOPLUMLARIN EVRİMİNİ , TANRISAL İRADEYE DEĞİL TOPLUMSAL EKONOMİK NEDENLERE DAYANDIRIR.
PAPAYA BAĞLI TEK BİR MERKEZDEN YÖNETİLEN,LATİNCE İBADETİ ZORUNLU KILAN KATOLİK MEZHEBİNİN YERİNİ, YER YER ULUSAL DİLLERLE İBADETİ ÖNGEREN PROTESTANLIK ALDI. LUTHER HAREKETİ , DİN İLE DEVLET İŞLERİN AYIRAN BİR TUTUMA YÖNELDİ.
1839 TANZİMAT ERMANI İLE BAŞLAYAN LAİKLİĞE DOĞRU YÖNELİŞ ,1876 ANAYASASI İLE BELİRLENDİ. ATATÜRK LAİKLİK İLKESİNİ ANAYASAYA KOYNADAN ÖNCE İKİ ÖNEMLİ ADIM ATTI BİRİNCİ ADIM, 1925 TE EĞİTİM BİRLİĞİ ( TEVHİD-İ TEDRİSAT ) İKİNCİSİ 1926 GERÇEKLEŞTİRDİĞİ HUKU REFORMU. BU ADIMLA TÜRK HUKUK SİSTEMİ TAMAMEN LAİK BİR TEMELE OTURTULMUŞTUR.
ESKİ TÜRKLERDE GÖÇEBE KOŞULLARININ DA EKTİSYEL OLUŞAN SAVAŞ YADA SÜREK AVI NEDENİYLE BOYLAR BİR ARAYA GELİNCE GEÇİCİ BİR SÜRE İÇİN” BAŞBU” SEÇİLİYORD.U KARARLARIN ALINMASINA HERKEZ KATILMAKTA , YARGILAMALAR TOPLULUK ÖNÜNDE YAPILMAKTAYDI.
GENE AYNI DÖNEMDE TÜRKLE ARASINDA YAYGIN OLAN ŞAMANİZM DİNİDE ÖRNEĞİN İSLAM ÖNCESİ İRANLILARIN DİNİ OLAN ZERDÜST İLE KARŞILAŞTIRILDIĞINDA DAHA HOŞGÖRÜLÜYDÜ.


ÜNİTE 12 – ÇAĞDAŞ İDEOLOJİLER
İDEOLOJİLER , TOPLUMLARIN YA DA TOPLUMLARIN İÇİNDEKİ BELİRLİ KESİMLERİN GEREKSİNİMLERİNE YANIT VEREN , KENDİ İÇİNDE TUTARLI İNANÇ SİSTEMLERİDİ. HALKIN ÇOĞUNLUK İNANÇLARINA UYĞUN OLAN BİR YÖNETİM BİÇİMİ YASALDIR.

LİBERALİZM ; TARİHSEL EVRİM İÇİNDE AVRUPADA TOPRAKSOYLULAR( ARİSTORKRASİ ) VE KENTSOYLULAR( BURJUVAZİ) ARASINDAKİ ÇATIŞMAYI KOŞUT OLARAK DOĞDU. KENTSOYLULARIN GELİŞMESİNE EN BÜYÜK ENGEL TOPRAKSOYLULARIN DOĞUŞTAN SAHİP BULUNDUĞU HUKUKSAL AYIRCALIKLARDIR.
LİBERALİZM GENELLİKLE
1- “ SİYASAL LİBARELİZM “ ; libarel demokrasinin temel felsefesini oluşturur. Montesguieu “ güçler ayrımı “ kuramı ile siyasal libaralizme katkıda bulunmuştur.
2- “ EKONOMİK LİBARALİZM “ “ kapitalizmin ideolojisi sayılabilir. ( İskoçyalı Adam Smith ilk akla gelen isim )
3- “ AYDIN LİBARALİZM “
4- “ ZİHİNSEL LİBARALİZM “ hoşgörü ve uzlaşma zihniyetini yansıtır.

MONTESGUİEU ; BİRBİRLERİNİ SINIRLAYAN VE DENGELEYEN GÜÇLERİN VARLIĞI DURUMNDA ÖZGÜRLÜKRLERİN VAR OLABİLECEĞİNİ SAVUNUYOR. DEVLETİN YASA YAPMAK , YASALARI UYGULAMAK VE YASALARA GÖRE SUÇLARI CEZALANLDIRMAK OLARAK NİTEMLEĞİDĞİ ÜÇ GÖREVİNİN FARKLI TOPLUMSAL GÜLER TARAFINDAN YERİNE GETİRİLMESİ GEREKİR.
ÖZEL MÜLKİYETİN ÖNEMİ, BENJAMİN CONSTANT IN SADECE MÜLKİYET TİR Kİ AYDIN OLABMİLMEK İÇİN GEREKLİ BOŞ ZAMANI VE DOĞRU YARGIDA BULUNABİLME OLANAĞINI VERİR; DOLAYASIYLA SADECE MÜLKİYET İNSANLARIN SİYASAL HAKLARI KULLANABİLMELERİNİ SAĞLAR. HİÇ BİR YÖNETİMİN , DÜŞÜNCE VE VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜNE , MÜLK EDİNME ÖZGÜRLÜĞÜNE KARIŞMAMASI GERKTİĞİNİ SAVUNMUŞTUR.
ALEXİS DE TACGUAVİLLE, TOPLUMSAL SINIFLARA, NEREDEYSE MARKSİSTLER KADAR ÖNEM VEREN BİR LİBARAL DÜŞÜNÜRDÜR.
JOAN STUART MİLL , DEVLETİN BIRAKINIZ YAPSINLAR, BIRAKINIZ GEÇSİNLER İLKESİNİN GERİSİNDE BİR SEYİRCİ LOMASINA KARŞIYDI. DEVLETİN ÖZGÜRLÜĞÜN KOŞULLARINI YARATMASI GEREKTİĞİNİ SAVUNYORDU.
ALAİN, ÇAĞDAŞ BİR LİBERALDİR. SEÇMEN SEÇİLENİ DENETLEMELİDRİ. YURTTAŞIN İKİ ERDEMİ “ DİRENÇE VE İTAAT” TİR . İTAAT EDEREK DÜZENİ, DİRENEREK ÖZGÜRLÜĞÜ GÜVENCE ALTINA ALIRIZ. İTAAT YAKILIRSA “ ANARŞİ” , DİRENÇ YIKILIRSA “ TİRANLIK “ DOĞAR.
HERBERT SPENCER, ÇABASI LİBARELİZMİ BİLİMSEL BİR TEMELE, BİYOLOJİ TEMEHİNE OTURTMAKTAYDI.
ADAM SMİTH , İNKSAN KENDİ ÇIKARI İÇİN ÇALIŞIRKEN TOPLUMUN GELİŞMESİNE DE HİZMET ETMİŞ OLMAKTADI.
1970Lİ YILLARIN SONLARINA DOĞRU DEVLETİN EKONOMİYE HER TÜRLÜĞ MÜDAHALESİNE KARŞI ÇKAN YENİ BİR
LİBERAL AKIM GÜÇ KAZANDI.
AMERİKALI İKTİSATÇI FRİEDMAN IN TEMSİL ETTİĞİ “ ŞİKAGO OKULU “ KAMU İŞLETMELİRİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİNİ , SOSYAL SİGORTALARDAN VAZGEÇİLMESİNİ SAVUNUYOR. BÜTÜN HİZMETLER ÜCRETİL OLMALI DİYOR.

SOSYALİZM VE KOMİNİZ
SOSYOLİZM ; “ TOPLUMCULUK” TOPLUM YARARINI ÖZEL BİREYSEL YARARLARINDAN SÜTÜN TUTMAK BU AMAÇLA TOPLUMU ÖRGÜTLEMEK.
ÇAĞDAŞ SOSYALİST DÜŞÜNCE JEAN- JACGUES RAUSSEAU İLE BAŞLADI.
RASSAU YA GÖRE ; EŞİTLİĞİ SAĞLAYACAK EN ÖNEMLİ ARAÇ VERGİDİR.
ALMAN FİCHTE, HEKSENİ ÇALIŞARAK YAŞAYABİLECEĞİNİ TOPLUMUN NASIL KURTULACAĞINI AYRINTILI ANLATAN İLK DÜŞÜNÜR.
CHARLES FOURİER ; DÜZENİN TEMELİNE “PHLANSTERE “ ADINI VREDİĞİ KÜÇÜK TOPLULUKLAR BULUNUYOR . BUNLAR ÇALIŞANLAR TOPLULUĞU . İDEAL TOPLUM BELLİ SAYIDA KADIN ERKEKTEN OLUŞAN TARIM VE BAHÇECİLİKLE UĞRAŞAN KİŞİLER. TAM EŞİTLİK OLMASIN DİYOR.
ROBERT OWEN ; İŞÇİ HAREKETLERİNİ VE TOPLUMCU DÜŞÜNCELERİN GELİŞMESİNDE VE YÖNLENDİRİLMESİNDE SBÜYÜK ETKİSİ VARDIR. İDEAL BİR TOPLUM DÜZENİ ARAŞTIRMIŞTIR. KAPİTALİST DÜZENLERDEKİ KOOPARATİFLERİN TEMELİNİ ATTI.
SAİNT-SİMON; UN SOSYALİSTLİĞİ, KAPİTALİZME OLAN DÜŞMANLIĞI İLE BAŞLIYORDU. TOPLUM SANAYİ TEMELİ ÜZERİNE OTURTULMALI VEH ER BİREY BİR YADA BİRÇOKSANAYİ KURULUŞUNUN ÜYESİ OLMALIYDI.
BARBEUF ; BİLİMSEL SOSYALİZMİN HABERCİSİ. KUTSAL OLAN TEMEL KAVRAM EŞİTLİKTİR. İLK GERÇEK KOMUNİST DEVRİMCİ.

KOMİNİZM ; ÖZEL MÜLKİYETİN SONA ERMESİ

DEMOKRATİK SOL- SOSYAL DEMOKRASİ
ÇAĞDAŞ SOSYAL DEMOKRAT İLK İSİM FERDİNAND LASSALE . İŞÇİ SINIFININ KORTULUŞU “ GENEL OY” HAKKI İLE GERÇEKLEŞECEKTİR.
KARL KAUTKSKY E ; GÖRE KAPİTALİZMİN KENDİ İÇ ÇELİŞKİLERİ SONUCU ÇÖSMESİ KAÇINILMAZDIR.
JEAN JAURAES ; FRANSE MİLLEVTEKİLİ SEÇİŞMİŞ, SOSYALİST PARTİ ÖNDERİ. OSMANLI VE TÜRKLERE YAKINLIĞI YÜZÜNDEN ÖLDÜRÜLMÜŞ.
LEON BLUM, FRANSANIN İLK SOSYALİST BAŞBAKANI .
İNGİLTEREDE DEMOKRATİK SOL EDEOLOİNİN DOĞUM NOKTASI FABİAN ADLI BİR DERNEK . SİDNEY WEBB VE BERNARD SHAW IN ÖNDERLİĞİNDE ANTİ- MARKSİST BİR AYDIN HAREKETİDİR.
İSKANDİNEV ÜLKELERİNDE SOSYAL DEMOKRAT DÜŞÜNCE, GENEL OY HAKKININ ELDE EDİLMESİYLE İSVEÇ DE BAŞLADI
TÜRKİYEDE SOSYAL DEMOKRAT İDEOLOJİSİ KEMALİZM İLE BİRLİKTE BAŞLAR.

TUTUCULUK – FAŞİZM ;
LİBERALİZMİN KARŞISINDA TOPRAK SOYULULARIN BİR SAVUNMA İDEOOLJİSİ OLARAK DOĞRDU.
**** LİBARELİZME KLİSENİN ETKİSİ ÇOK OLMUTUR.

FAŞİZM ; TUTUCU İDEOLOJİNİN ÇAĞDAŞ KALIPLARI İÇİNDEKİ UZANTISI . İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİNDE BU AD ALTINDA MUSSOLONİ NİN İTALYASINDA SOMUTLAŞTI.
İSPANYA VE PORTEKİZ GİBİ ÜLELERDE. FRANCO VE SALAZAR YÖNETİMİNDE FAŞİST EĞİLİMLER GÖRÜLDÜ.
JAPONYA VE ŞİLİ DEKİ PİNOCHET YÖNETİMİNDE DE GÖRÜLDÜ.
FAŞİZM ; ÖNEMLİ OLAN DEVLET YA DA ULUSTUR. BİREY DEVLET YÂDA ULUS İÇİN FEDA EDİLEBİLİR.
MUSSOLONİ” KURDUGUMUZ REJİM KUSURSUZ OLDUĞU İÇİN MUHALEFETE GEREK YOK “ DEMİŞ

MİLLİYETÇİLİK ;
AYNI TOPRAKLAR ÜZERİNDE BENZER KOŞULLARI PAYLAŞAN İNSANLARIN, DIŞA KARŞI KORUNMA VE DAYANIŞMA GEREKSİNİMLERİNİ KARŞILAYAN İDEOLOJİ
SİYASAL İKTİDARIN KAYNAIĞI “ EGEMENLİK ULUSUNDUR. “ İLESİNDEN KAYNAKLI.
ÖNCE KENTSOYLULAR BENİMSEYİP KULLANMIŞLARDIR.
MİLLİYETÇİLİK ; İTALYA VE ALMANYA İÇİN BİRLEŞME HAREKETİ İKEN, PLONYA, UKRAYNA, ÇEKLER, SLOKVAKLA, FİNLER, YUNANLILAR VE BULGARLA RİÇİN AYRILMA HAREKETİ DİR.

KEMALİZM;
AKLA VE BİLİME , GERÇEKLİĞE, İNSANCILIĞA ,ÖZGÜRLÜE VE SÜREKLİ DEVRİMCİLİĞE DAYALI BİR ÇAĞDAŞLAŞMA İDEOLOJİSİDİR .
İKİ AŞAMALI AMACI VAR.
1. BAĞIMSIZLIK
2. ÇAĞDAŞLIK.
BİR İSLAM ÜLKESİDE İLK LAİK DEVLET TÜRKİYEDİR.

ÜNİTE 13- SİYASAL DEĞİŞME VE DEVRİM

SİYASAL DEĞİŞMEDEKİ TEMEL ETKENLER VE ÖNCÜLER
DOĞAL, DEMOGRAFİK ,EKONOMİK, KURAMSAL VE KÜLTÜREL ETKENLER KATKIDA BULUNUR .
1- EKONOMİK OLDUĞUNU SAVUNANLAR ;MARKSİZ HAREKET NOKTASI OLARAK ÜRETİM BİÇİMİNİ ALIRLAR .
2- SİYASAL KURUMLARIN ÖNCELİK VE BAĞIMSIZ ; MARKSİZ OLMAYAN ÜRETİM DÜZEYİNE ÖNEM VERİYORLAR.

MARX; TOPLUMSAL EVRİMDE İTİCİ GGÜÇ YA DA BELİRLEYİCİ VĞE, ÜRETİM TEKNİKLERİDİR.
MALT W. ROSTOW, EKONONOMİK GELİŞME DERECELERİNE GÖRE TOPLUMLARI BEŞ GRUBA AYIRDIKTAN SONRA, BÜTÜN TOPLUMLARIN BU AŞAMALARDAN GEÇTİĞİNİ ÖNE SÜRÜYOR.
RAYMOND ARON ; EKONOMİYE KARŞI SİYASETİN ÖNCÜLÜĞÜNÜ SAVUNUYOR. KAPİTALİZM VE SOSYALİZM ARASINDAKİ TE

YEREL YÖNETİMLER DERS ÖZETİ

YEREL YÖNETİMLER

ÜNİTE -1 YEREL YÖNETİMLER

FEDERAL SİSTEM ( DEVLET TOPLULUĞU ) Kendi işleminde belli bir özerkliği koruyarak 2 ya da daha fazla devletin aynı merkezi iktidara tabi olmak suretiyle oluşturduğu devlet topluluğudur.
ÜNİTER SİSTEM ( TEKÇİ DEVLET ) Sadece tek bir yürütme organı ve yargı sistemine sahip devlet ( Altında ;köyler, belediyeler,büyükşehir belediyeleri ,il idaresi vb )
YEREL YÖNETİMLER DERS ÖZETİ
TOPLU YAŞAM VE YEREL YÖNETİMLER
KOMÜN : toplu halde yaşamak zorunda kalan insanlar kendilerine elverişli gelen belli bir yörede yerleşip ortak çıkarlarını korumak ve ihtiyaçlarını gidermek üzere örgütlenirler. Bu doğal bir özerkliğe sahip olan topluluklara komün denir.
METROPOL : Bir bölgenin veya ülkenin en önemli şehri
MEGAPOL ( MEGOPOLİS ) : Çok büyük bir kentin yanı sıra bir metropolü çevreleyen yoğun NÜFUS alan . Örn.newyork,tokyo,İstanbul,Kalküta

YEREL YÖNETİMİN DENETİMİ
1) İÇ DENETİM( YÖNETSEL DENETİM-HEYARARŞİK DENETİM )
2) DIŞ DENETİM a) Siyasal Denetim b) Yargı Denetimi
c) İdari Denetim ( Vesayet denetimi ) d) Performans Denetimi

1) İÇ DENETİM( YÖNETSEL DENETİM-HEYARARŞİK DENETİM ) : çoğu kez yerel yönetimlerin kendileri nin yaptığı denetim .
2) DIŞ DENETİM : Yerel yönetimlerin kendi örgütleri dışındaki birimlerin yaptığı denetim.
a) Siyasal Denetim : Parlemento tarafından – Yöntemleri : soru-gensoru- meclis araştırması
b) Yargı Denetimi : Yerel yönetimlerin hukuka uyğunluğunu ve bu birimlere verilen yekti ve görevlerin yerine getirilip getirilmediği denetleniyor.
c) İdari Denetim ( Vesayet denetimi ) : İdari araç ve usullere dayanılarak idari kurumlar tarafından yapılan denetim.
Vesayet denetim : bir kamu kurumu üzerinde başka bir kamu kurumunca yapılan denetimdir. Vesayet denetiminin iki türü vardır. Yasalara uygunluk kıstası dikkate alınarak yapılan denetim hukukilik denetimi, yapılan işlerin toplum yararını ve ihtiyaçlarını karşımaya yönelik olup- olmadığı kıstası göz önüne alınarak yapılan denetim ise yerindelik denetimi
niteliğini taşır.
d) Performans Denetimi : Yerindelik- Denetiminin uzantısı olarak hem özel hem de kamu kesiminde verimlilik-etkinlik-tutumluluk (VET ) kavramları belirginleşmiş ve uyulması gerekli kıstaslar olarak anlam kazanmıştır.

* ***Merkezi Yönetim ilkesi ; hiyarerşik denetimi ni, Yerinden Yönetim ilkeside Vesayet dentimini zorunlu kılmaktadır.





YEREL YÖNETİMLERE İLİŞKİN ÖZEL ÇÖZÜMLER
BÜYÜKŞEHİR ( ANAKENT ) BELEDİYELERİ : Büyükşehir esas itibariyle nüfus yoğunluğu çok fazla olan yerleşim alanlarıdır.
Özellikleri ;
1) Geniş Yerleşim alanını ( havzayı ) kapsamalıdır.
2) Geniş bir sosyal, ekonomik ve kültürel etki alanı bulunmalıdır.
3) Söz konusu kentlere diğer yerleşim alanlarından hızlı bir göç almakta ve gelişme sürecine bağlı olarak bu olay devamlılık kazanmaktadır.
Büyükşehir Yönetimindeki Uygulamalar;
• Tek Kademenin var olduğu büyükşehir yöntemleri
• İki kademenin olduğu büyükşehir yöntemleri ( Ülkemizdeki uygulama budur)
• Özel yönetim bölgeleri
• Yönetimlerarası işbirliğinden oluşan büyükşehir yönetimleri

YEREL YÖNETİM BANKALARI
Her ülkede yerel yönetimler merkezi yönetime göre sınırlı gelir kaynaklarına sahiptir. Kaynak sorunlarını çözmek amacıyla yerel yönetim bankaları kurulmuştur.
( 15. yy. başlarına kadar belediye bankaları deniliyordu. )
1945 Yılında İller Bankası adıyla yeniden yapılandırıldı.
Yerel Yönetim Bankalarının Çıkış sebepleri ;
• Yerel Özerkliğin arttırılması
• Kaynak oluşturma becerisi
• Mali piyasalar ulaşmada kolaylık sağlanması
• Daha uygun Koşullarla borçlanma şansının elde edilmesi
• Proje finansmanında sürekliliğin gerçekleştirilmesi vb.

ÜNİTE 2- YEREL YÖNETİMLER NEDEN VARDIR ?
YEREL YÖNETİMLERİN VARLIĞININ GEREKLİLİĞİ: Devlet ulusal sınırlar içinde yaşayan toplumun ortak nitelikteki ihtiyaç ve menfaatlerini merkezi yönetim adı verilen bir örgüt aracılığı ile yerine getirir.
Yerel Yönetimlerin Nitelikleri :
• Merkezi yönetimden ayrı bir tüzel kişiliğe sahiptir.
• Yerel nitelikteki mal ve hizmetlerin üretilmesi ve düzenlenmesi için ayrı bir malvarlığına sahiptir.
• Kendi bütçelerini yapma yetkileri vardır.
• Seçimle işbaşına gelenlerden oluşan karar organlarına sahiptirler.
• Mal ve hizmet üretiminin gerektirdiği harcamaları karşılayabilmek için kendilerine özgü gelirleri vardır.
• Sınırlandırılmış da olsa belli bir özerkliğe sahip bulunmaları söz konusudur.

YEREL YÖNETİMLERİN VARLIK NEDENLERİNE İLİŞKİN YAKLAŞIMLAR
1) TARİHSEL VE SOSYALAJİK YAKLAŞIM
2) HUKUKSAL YAKLAŞIM
3) SİYASAL YAKLAŞIM
4) EKONOMİK YAKLAŞIM
1) TARİHSEL VE SOSYALAJİK YAKLAŞIM : Devletin amacı ; belli bir toprak parçası üzerinde yaşayan insanların toplu olarak nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamaktır. Devletler bu tür hizmet ve görevleri yerine getirebilmek için faaliyet alanları tüm ülkeyi kapsayan bir merkezi yönetim örgütü kurmuşlardır. Bu merkezi yönetime bagıl iller, ilçeler,bucaklar ( nahiyeler ) , onun taşra örgütünü oluşturur.

KAPİTALİZM : Üretim araçlarının özel girişimcilerin elinde olduğu ve kar amaçlı kullanıldığı, malların üretim,dağıtım ve fiyatının arz-talep mekanizması ile serbest piyasada özgürce belirlendiği bir ekonomik sistemdir.
SOSYALİZM : İktidar ve üretim araçlarının halk tarafından kontrol edildiği bir toplum fikrine dayanan düşünce sistemi

2) HUKUKSAL YAKLAŞIM: Kamusal düzenin sağlanması ve kamusal mal ( toplumsal mal-pür kamu malı- sosyal mallar ) ve hizmetlerin üretilmesi için devletin örgütlenmesinde birbirinin karşıtı olan iki eğilim vardır.
A ) Merkezden Yönetim
1- Siyasal Yerinden yönetim [ a-hizmet yerinden yenitimi, b- mahalli yerinden yönetim ]
2- İdari ( yönetsel) yerinden yönetim,
B) Adem-i merkeziyet ( yerinden yönetim )

A ) Merkezden Yönetim: Hizmetlerin merkezden yönetilmesidir. Merkeziyetçilik; siyasal, hukuksal ve yönetsel bakımdan ülkenin merkezden yönetilmesi anlayışına dayanır. Bu anlayışa göre; yasama ve yargı erk ve yetkilerinin merkezi idareler bulunmasına siyasal merkeziyet ve yürütme erkine ilişkin idari konulardaki yetki ve fonksiyonların merkeze sıkı bir şekilde bağlı olmasına idari ( yönetsel ) merkeziyet denilmektedir.
- Siyasal Yerinden yönetim : siyasal yerinden yönetim örneğini oluşturan sistem için abd de state’ler, avusturya’da eyaletler, almanya’da land ‘lar
- İdari ( yönetsel) yerinden yönetim : Bu yöntem anlayışına göre yasama ve yargı merkezlei yönetime aittir. Uygulama alanı itibariyle idari yerinden yönetim iki kısmında konu edilmektedir. a) hizmet yerinden yenitimi dir. ( tabipler odası, ticaret odası, baro v.b )
b) mahalli yerinden yönetim ( beldeye tanınan bir yönetsel özerklik )

Merkezi yönetim yetkilerini doğrudan kullanabileceği ve hizmet üretebileceği gibi merkezi yönetim yetkililerine önemli sayılabilecek konularda karar alma ve uygulama yetkisi verilebilir bu kavram yetki genişliğidir.

Yetki Genişliği ile yerinden yönetim arasındaki fark :
Yerinden yönetimde, yürütme erkine ilişkin bazı yetkilerartık merkezi yönetime değil,seçimle işbaşına gelen yere organlara aittir. Yetki genişliği ise,merkezden yönetimin bazı yetkilerinin taşradaki kendi memurlarına devredilmesidir.

B) adem-i merkeziyet ( yerinden yönetim ) hizmetlerin büyük bir kısmının merkezden ayrı yerlerde ve bazen de yarı kurumlara gördürülmesidir

3) SİYASAL YAKLAŞIM: Toplumu ilgilendiren kararların temsili demokrasi ilkelerine uyarak toplum üyelerinin seçimle belirlenen temsilcileri tarafından alınmasıdır.
Bazen oylama sonuçları hiçbir tercihin , adayın veya partinin salt çoğunluğu sağlayamaması durumunda partilerin koalisyon yapmaları zorunludur. ( arrow teoremi )
4) EKONOMİK YAKLAŞIM :
- İktisadi Refah ve Yerel Yönetimlerin Rolü: İktisadi refahı gerçekleştirmek yönünden kamu ekonomisinin görevleri; kaynakların tahsisinde ve kullanılmasında etkinliğin sağlanması, adil gelir dağılımının gerçekleştirilmesi, iktisadi istikararın ve dengeninoluşturulması ve iktisadi kalkınma ve büyümenin sağlanmasıdır.
- Yerel Hizmet Sunum Maliyetleri ve Faydaları: Yerel nitelikteki kamusal hizmetlerin yerel yönetimler tarafından sunulmasının iktisadi gerekçesi, kaynakların optimum etkinlikle kullanılmasını gerçekleştimek, yani kaynaklardan mümkün olan en çok faydayı sağlamaktır. Bu amaca ulaşabilmek için gerçekleştirebilecek olan idari örgütlenmeyi saptarken göz önünde tutulacak ekonomik etkenler vardır: birincisi Hizmetin faydasının yayıldığı alan ,ikincisi tercihlerini yansıtabilme olanakları
- Yerel Yönetimlerde Optimum Hizmet Alanı : Faktör kullanımında arz açısından etkinliğin sağlanması hizmet alanının yanı sıra , hizmet kalitesi, hizmete olan talep ve bu talebin belirtilmesi ve nihayet nüfus yoğunluğuna da bağlıdır.
Anlaşılacağı üzere optimumum hizmet alanı belirli kamu hizmetlerinin en etkin olarak sunuldabileceği alan,miktar veya nüfus ifade etmektedir.
- Arz Etkinliği ve Optimum Hizmet Alanı : Yerel düzeydeki kamusal malların üretiminde daha fazla ve daha iyi hizmetlerin elde edilebilmesi üç faktöre bağlıdır. : hizmetin kalitesi,hizmetin yayıldığı alan,nüfus.
- Hizmet Maliyetleri ve Kişi başana Gelir : Yerleşik nüfusun artması yani kalabalıklaşma ile, o yerel birim tarafından sunulan hizmetlerin maliyetlerinin ve o yöredeki ortalama gelirlerin seyri optimumum hizmet alanını belirleyen faktörler dir. Optimum Hizmet alanı, diğer deyimle optimum yerel yönetim birimi büyüklüğü, kişi başına hizmet maliyetleri ile kişi başkına ortalama gelir arasındaki farkın maksimum olduğu yerdir.
- Hizmet Maliyetleri ve Nüfus yoğunlaşması ; Nufus yoğunlaşması artıkça ortaya kalabalıklaşma maliyetleri çıkacaktır.
- Dışsallıklar ; dışsallık üçüncü kişi veya kurumların bir mal ve hizmeti üretmesi veya tüketmesi sonucu, diğer kişiler açısından ortaya çıkan fayda ve maliyetler olarak tanımlanır.
-Üretim Tekniği : alt yapı tesisleri ve sabit sermaye yatırımları gibi alanlarda sabit maliyetlerin toplam maliyetler içindeki payının yüksek olduğu bazı üretim birimleri veya hizmetler vardır.
Doğal tekel olarak tanımlanan bu tür kuruluşlar için optimum üretim miktarı ( belirli varsayımlar altında) , marjenal maliyetin fiyata eşit olduğu noktada oluşur. İlgili mal ve hizmetin üretiminin piyasaya bırakılması halinde ise, özel tekel firması üretimi kısarak karını maksimize etmeye çalışır. Bunu önlemek ve optimum üretim miktarını sağlamak amacıyla, kamu kesimi fiyatlara müdahale edebilir veya doğrudan üretimi üzerine alabilir.
Yerel Halkın Olanak ve isteklerinin Benzerliği
Talep Etkinliği ve Optimum Hizmet Alanı ; Yerel Yönetimlerde iktisadi optimumun sağlanabilmesi için gerçekleşmesi gereken koşullardan birisi, üretimin tüketici tercihlerine göre düzenlenmesi ve bu yolla fayda maksimizasyonuna olanak sağlanmasıdır.



ÜNİTE 3- YÖNETİMLERARASI MALİ İLİŞKİLER

YÖNETİMLERARASI MALİ İLİŞKİLER ( MALİ TEVZİN, MALİ UYUŞUM,MALİ DENKLEŞTİRME,MALİ FEDERALİZM ): Dar anlamda yönetimler arası mali ilişkiler; bir ülkede çeşitli yönetim düzeyleri ( üniter devletlerde merkezi ve yerel yönetimler, federal devletlerde ve federe devlet ile yerel yönetimler ) arasında gelir kaynaklarının bölüşülmesini ifade etmektedir. Geniş anlamda ise, yine çeişti yönetim düzeyleri arasında geliri kaynaklarının yanı sarı, kamu hizmetlerinin de bölüşülmesini ifade eder. Dolayısıyla görev bölüşümü ve gelir bölüşümü olmak üzere iki boyutu ardır.

YÖNETİMLER ARASI MALİ İLİŞKİLERİN DÜZENLENMESİ NEDENLERİ
1- EKONOMİK VE MALİ NEDENLER
2- SİYASAL VE TOPLUMSAL NEDENLER
3- YÖNETSEL NEDENLER

1- EKONOMİK VE MALİ NEDENLER; Merkezi yönetim ve yerel yönetimler üstlenmiş oldukları kamu hizmetleri için gerekli olan gelirleri aynı kaynaktan, yani milli gelirden sağlamak zorundadır.
Yerel yönetimlerin yeni kaynak yaratma yetkisi ancak merkezi yönetim tarafından yasa ile belirlenen sınırlar çerçevesinde mümkün olmaktadır. Yerel yönetimlerin hizmetleri yerine getirebilmesi için milli gelirden yeterli düzeyde pay alması gerekmektedir. Temelde merkezi yönetime başlıca vergi alacaklıdır. Fakat alt yönetim birimleri olarak yerel yönetimler de merkezi yönetimin vermiş olduğu yetkiler çerçevesinde bazen aynı bireylerin veya kurumların karşısına vergi alacaklısı olarak çıkabilmektedir. Bu nedenle vergi yükümlüleri üniter devletlerde en az iki ( merkez ve yere ) federal devletlerde üç ( federal, federe ve yere ) vergi alacaklısı karşısında kalmaktadır. Bu durumda vergi yükümlülerinin aşırı ve mükerrer vergiler altında kalmamaları için bu vergi alacaklılarının vergi tarh ve tahsiline ilişkin yetkilerinin belli kurallara bağlanması zorunluluğu duyulmaktadır.
2- SİYASAL VE TOPLUMSAL NEDENLER: Mali ilişkilerinin düzenlenmesinin nedenlerinden biride ülkenin çeşitli bölgeleri arasında var olan eşitsizlikler. Yerel yönetimlerin nüfusu, doğal kaynakları, beşeri sermayesi ve vergi potansiyeli gibi çeşitli nitelik açısından farklılıkları vardır.
Zengin bölgeler, fakir bölgelere kıyasla daha fazla mali kaynağa sahip olmaktadır.
Birimler ve bölgeler arasında ortaya çıkan bu farklılaşmalar ise net mali fayda farklılaşması olarak adlandırılır. Bu farklılaşmada bölgelerarası göçlere neden olmaktadır.
Klasik kamu maliyesi eşitlere eşit muamele ilkesini esas alır.
Merkezi yönetim kendisi açısından eşitlere eşit muamele ilkesini gerçekleştirmiş olsa bile, yerel yönetimlerden birinin diğerlerinden bağımsız olarak daha fazla az mali yükümlülükler getirmesi halinde söz konusu ilkeden ve dengeden uzaklaştırılmış olur. Buna Tiebout etkisi ve ayaklarıyla oylama denir.
3- YÖNETSEL NEDENLER : Merkezi yönetim hemen her ülkede görev, yetki ve örgütlenme açılarından yerel yönetimlerin üzerindedir. Bunun uzantısı olarak merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerinde İdari ve mali vesayet ve denetim yetkisi vardır.






YÖNETİMLER ARASI MALİ İLİŞKİLER TÜRLERİ
1) DİKEY MALİ İLİŞKİLER
2) YATAY MALİ İLİŞKİLER

1) DİKEY MALİ İLİŞKİLER: Dikey mali ilişkiler ; federal sistemli devletlerde, federal devlet-federe devlet- yerel yönetimler arasındaki ilişkileri üniter sistemli devletlerde ise merkezi yönetim ve yerel yönetimler arasındaki yukarıdan aşağıya veya aşağıdan yukarıya doğru olan ilişkileri ifade eder .
Bu yöndeki ilişkilerin ortaya çıkmasındaki en önemli neden, temel gelir kaynaklarının merkezi yönetim tarafından daha etkin yönetilmesine karşın, hizmet arzında yerel yönetimlerin daha üstün olmasıdır.
2) YATAY MALİ İLİŞKİLER : Yatay mali ilişkiler ; aynı düzeydeki yönetim birim veya kademeleri arasındaki ilişkileri ifade eder.Yüksek gelirli birimlerde yaşayanlar daha yüksek kalitede birçok hizmetlerden yararlanırken, düşük gelirli birimlerde yaşayanlar ise daha düşük hizmet kalitesiyle veya üretilemeyen hizmetlerle yetinmek zorunda kalmaktadır.Ortaya çıkan bu dengesizlikleri aşmak veya kısmen gidermek için de düşük gelirli yönetim birimlerine aktarılacak kaynaklarla,birimler arasında kamu hizmeti dengesizlikleri kısmen giderilebilir.

ÜNİTE 4- YÖNETİMLERARASI HİZMET BÖLÜŞÜMÜ

YÖNETİMLER ARASI HİZMET BÖLÜŞÜMÜ VE KISTASLARI
Hizmet paylaşımı kıstasları
1) İKTİSADİ KISTASLAR
- Yerindenlik (subsidiarity)
- Hizmetin Fayda ve maliyet Alanı
-Dışsallıklar
- Ölçek Ekonomileri
2) TARİHSEL-SİYASAL-SOSYAL KISTALAR

1) İKTİSADİ KISTASLAR
YERİNDENLİK ( SUBSİDİARİTY ) : Avrupa yerel yönetimler Özerklik şartı nın 4. Md.de kamusal mal ve hizmetlerin genel olarak ve tercihen halka en yakın yönetim birimleri tarafından yerine getirilmesi öngörülmektedir.
- HİZMETİN FAYDA VE MALİYET ALANI : Mal ve hizmetin üretilmesinin/ üretilmemesinin yaratacağı faydaların ve maliyetlerin yayılma alanıdır. Fayda ve maliyetlerin yayıldığı alan tüm ülke ise merkezi yönetimin, yerel sorumluluk alanı ise yerel yönetim biriminin ilgili mal ve hizmeti üretmesi söz konusudur.
-DIŞSALLIKLAR : Dışsallıklar; bir mal veya hizmetin üretim veya tüketiminin üçüncü kişi, kurum veya bölgeler üzerinde olumlu veya olumsuz etkiler yaratması halidir.
- ÖLÇEK EKONOMİLERİ : Hizmet üretiminin azalan maliyetler koşuluna göre yapıldığı durumda yani toplam üretim ve toplam maliyetler artarken, ilave birim maliyet ve kişi başına hizmet maliyetleri düşmelidir. Burada eğer büyük ölçekli üretime uygun bir mal veya hizmet var ise, doğal tekel ortaya çıkar.
İlke; ölçek büyüdükçe idari yetki ve sorumluluk alanının veya üretim yetki düzeyinin de giderek büyümesi ve yükselmesidir.






Y: YEREL KISTASLARA GÖRE BAZI KAMUSAL HİZMETLERİN ÜRETİLDİKLERİ YÖNETİM DÜZEYLERİ
B: BÖLGESEL
M: MERKEZİ
KISTASLAR
HİZMETLER ÖLÇEK EKONOMİLERİ FAYDA MALİYET DIŞSALLIK TÜKETİCİYE YAKINLIK ( YERİNDENLİK )
itfaiye Y Y Y
çöp toplama Y Y Y
kanalizasyon Y Y Y
park Y Y Y
ilköğretim Y Y B
şehiriçi ulaşım Y B Y
şehirlerarası ulaşım M M B
çevre kirililiği B/M B/M Y/B/M
sağlık B B B
savunma M M M
dışişleri M M M
Buna göre; ölçek ekonomilerinin ve fayda maliyet dışsallıklarının ağır bastığı hizmetler merkezi yönetimce,buna karşılık tüketiciye yakınlık boyutunun egemen olduğu hizmetler ise yerel yönetimlerce üretilmek durumundadır.

2) TARİHSEL-SİYASAL-SOSYAL KISTALAR; Özellikle 20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren hemen her yerde bazı hizmetlerin giderek merkezileştiği görülmüştür. Bunun nedenleri;
- gelirlerin merkezileşmesi,
- teknoloji ve ulaştırmadaki gelişmeler
- göçler
- hizmetlerin alışılmış boyutlara erişmesi
- yerel yönetimlerin eleman ve mali yetersizlik içinde olması

HİZMETLERİN BÖLÜŞÜMÜNDEKİ İLKELER
1- Hizmetin En uygun yönetime verilmesi
2- Hizmetlerin Hudutlarının Belirlenmesi
3- Hizmetlerde Tekrarın olmaması

YEREL YÖNETİMLERİN BAŞLICA HİZMETLERİ VE İKTİSADİ BOYUTLARI
1- YEREL YÖNETİMLERİN MERKEZİ YÖNETİM İLE BİRLİKTE ÜRETTİKLERİ HİZMETLER
A- SAĞLIK HİZMETLERİ
B- ÇEVRENİN KORUNMASI HİZMETLERİ
C- SOSYAL YARDIM HİZMETLERİ
D- İMAR VE BAYINDIRLIK HİZMETLERİ
E- EĞİTİM HİZMETLERİ
2- DOĞRUDAN VE SADECE YEREL YÖNETİMLERİN GÖRDÜKLERİ HİZMETLER
A- BÖLÜNMEZLİĞİ YEREL DERECEDEKİ KAMUSAL HİZMETLER
B- YARI KAMUSAL VE ÖZEL HİZMETLER

1- YEREL YÖNETİMLERİN MERKEZİ YÖNETİM İLE BİRLİKTE ÜRETTİKLERİ HİZMETLER
A- SAĞLIK HİZMETLERİ : Yarı kamusal nitelikte toplumsal ve bölünmez faydalar ortay çıkardığı esas görev olarak merkezi idareye düşmekteri.
B- ÇEVRENİN KORUNMASI HİZMETLERİ : Çevre kirlenmesine yol açan üretici birimlere, bunları önleyecek yasal yükümlülükleri ve yaptırımlar getirme, bunların uygulanmasını denetlemek görevi de yerel yönetimlere düşmektedir.
C- SOSYAL YARDIM HİZMETLERİ : Özellikle merkezi yönetimin bölgeye veya yerel birime sunacağı yardımlarda aracılık etmek
D- İMAR VE BAYINDIRLIK HİZMETLERİ : İmar ve bayındırlık faaliyetleri, merkezi yönetimin görevleri içindedir. Örneğin; şehirlerarası yol yapımı, liman yapımı vb.
Belirli bir yere birimin vyea yönetimin görev ve yetki alanı sınırları içindedir. Örneğin; yerel yönetim içinde bulunan yollar, köprüler ve meydanların yapım faaliyetleri
Ayrıca nüfus yoğunluğu , şehir içi planlamada yerel yönetimlere önemli gerekçe doğrulabilir.
E- EĞİTİM HİZMETLERİ: Eğitim hizmetleri, sağlık hizmetleri gibi yarı kamusal niteliktedir. Genellikle ilköğretim pek çok ülkede yerel yönetimlerin görev ve hizmet alanın içindedir.
2- DOĞRUDAN VE SADECE YEREL YÖNETİMLERİN GÖRDÜKLERİ HİZMETLER
A- BÖLÜNMEZLİĞİ YEREL DERECEDEKİ KAMUSAL HİZMETLER: yangın , koruma, zabıta , saglık kontrolleri ve imar planlarının düzenlenmesi gibi
B- YARI KAMUSAL VE ÖZEL HİZMETLER : temizlik ve kanalizasyon , su, mezbaha, fırın, şehiriçi ulaşım, süthane hizmetleri gibi

ÜNİTE 5 – YÖNETİMLERARASI GELİR BÖLÜŞÜMÜ
Gelir bölüşümü yönetimler arasında hizmetlerin gerektirdiği gelirlerin belli kurallar göre dağıtılması ve bölüşülmesidir. Yerel giderler ile gelirler arasında fonksiyonel bir ilişki vardır.
Dar anlamda gelir bölüşümü; gördükleri hizmetlere göre yönetimler arasındaki gelir eşitsizliğini gidermek, yani kaynaklar açısından yetersiz olanlar ile mali olanakları yeterli bulunan yönetimler arasında dengeyi sağlamak için yapılan dengeleyici ödemelerdir. Geniş anlamda gelir bölüşümü ; ise denge sağlayıcı işlemlerin yanında, vergi ve benzeri kaynak ve gelirlerin bu amaca uygun olarak bölüşülmesidir.

YÖNETİMLERARASI GELİR BÖLÜŞÜMÜ VE KISTASLARI
1- İKTİSADİ KISTASLAR VE FAKTÖRLER
- MİLLİ GELİR VE VERGİ KAPASİTESİ FARKLILIKLARI
- YÖNETİMLERİN GÖRDÜĞÜ HİZMETLERİN ÖZELLİKLERİ
2-YÖNETSEL KISTASLAR VE FAKTÖRLER
- DEVLET YAPISINDAKİ FARKLILIKLAR
- VERGİ YAPISININ TOPLUM TERCİHLERİNE UYDURULABİLMESİ
- İDARİ ETKİNLİĞİN SAĞLANMASI
3- TARİHSEL / SİYASAL/ SOSYAL KISTASLAR VE FAKTÖRLER





1- İKTİSADİ KISTASLAR VE FAKTÖRLER :
- MİLLİ GELİR VE VERGİ KAPASİTESİ FARKLILIKLARI
- YÖNETİMLERİN GÖRDÜĞÜ HİZMETLERİN ÖZELLİKLERİ : Merkezi yönetimin arz ettiği mal ve hizmetlerin önemli bir kısmı zorunlu finansman tekniklerinden olan vergilerle karşılanacaktır. Buna karşın yerel yönetim gelirleri arasında , yararlanma vergileri niteliğindeki yükümlülüklerin önemi daha fazladır.
HARÇ : Kamu yönetimlerince belirli kamu hizmetlerini karşılamak amacıyla , bu hizmetlerden yararlananlardan yasaya dayalı olarak zorla tahsil edilen paralardır.

2-YÖNETSEL KISTASLAR VE FAKTÖRLER
- DEVLET YAPISINDAKİ FARKLILIKLAR : Gelir bölüşümü, üniter ve federal olmak üzere devletin yapısına göre farklılık gösterir.
- VERGİ YAPISININ TOPLUM TERCİHLERİNE UYDURULABİLMESİ : Bunun için yerel yönetim birimi ile vergi yükümlüsü arasında karşılıklı güvene dayanan bir işbirliğinin sağlanması gerekir.
- İDARİ ETKİNLİĞİN SAĞLANMASI : Vergilemede idari etkinlik, herhang bir verginin tarh ve tahsili için zorunlu olan reel kaynakların en aza indirilmesi demektir.
3- TARİHSEL / SİYASAL/ SOSYAL KISTASLAR VE FAKTÖRLER : Örneğin İngiltere’de yerel birimlerde biri olan township lerin ortaya çıkışı 7. Yüzyıla kadar geriye gitmektedir. Anlaşılmalıdır ki yerel yönetimler çok eskiden beri topladıkları vergileri, geleneklerin ve tarihsel faktörlerin etkisi ile günümüzde de yürütülmektedir.

GELİR BÖLÜŞÜMÜNÜ UYGULAMA YÖNTEMLERİ
1- VERGİLER YOLUYLA BÖLÜŞÜM YÖNTEMLERİ
- SINIRSIZ VERGİLEME YETKİSİ VERİLMESİ
-VERGİ KAYNAKLARININ PAYLAŞTIRILMASI
- KARMA YÖNTEMLER
* HİSSE ESASI ( PAY VERME YÖNTEMİ )
* EK ORAN YÖNTEMİ ( MUNZAM KESİR )
* TOPLAYIP PAYLAŞTIRMA YÖNTEMİ
2- MALİ YARDIM VE BAĞIŞLAR ( TRANSFERLER) İLE BÖLÜŞÜM
TÜRLERİ
- KOŞULLU BAĞIŞLAR
- KOŞULSUZ BAĞIŞLAR

1- VERGİLER YOLUYLA BÖLÜŞÜM YÖNTEMLERİ
- SINIRSIZ VERGİLEME YETKİSİ VERİLMESİ ; yönetimlerin sonsuz vergileme yetkisi vardır.
-VERGİ KAYNAKLARININ PAYLAŞTIRILMASI ; bu yöntem belli vergi kaynaklarının yönetim birimleri arasında paylaştırılmasını öngörür. Böylece artık başka bir yönetsel birimin aynı vergi kaynağına başvurma ihtimali yoktur.
- KARMA YÖNTEMLER
* HİSSE ESASI ( PAY VERME YÖNTEMİ ); vergiler elde ettiği gelir diğer yönetimlerle paylaşan tek bir yönetim tarafından yönetilir.
* EK ORAN YÖNTEMİ ( MUNZAM KESİR ) ; Merkezi yönetimin genellikle kendi saptadığı vergi oranlarına, yerel yönetimler için ilave bir vergi oranı eklenmesiyle, onlar lehine vergi tahsil etme yöntemidir, ki bu yönteme munzam kesir denir.
* TOPLAYIP PAYLAŞTIRMA YÖNTEMİ; Bu yöntemde vergiler tek bir yönetim tarafından tahsil edilmekte, sonrada bazı vergilerin toplam geliri üzerinden yerel yönetimlere belli ölçütlere göre pay verilmektedir. Ülkemizde temel olunun kriter “nüfus “ tur
Bu yönetimin en önemli sakıncası, pay alan yerel yönetimleri pay veren merkezi yönetime mali bağımlısı haline getirmesidir.


2- MALİ YARDIM VE BAĞIŞLAR ( TRANSFERLER) İLE BÖLÜŞÜM; Dünyanın hemen her ülkesinde yerel yönetimlere yüklenen hizmet sorumlulukları, sadece yerel kaynaklarla karşılanamayacak kadar fazladır. Buna mali kapasitesinin yetersizliği denebilir.
Mali Yardım ve Bağışların Amacı ; Yönetimlerarası mali sistemin, harcamalar, gelirler yönetimlerarası transferler ve borçlanma gibi dört ana unsuru vardır. Yönetimlerarası mali yardım ve bağış ( transfer ) sisteminin oluşturulmasında başlıca üç amaç güdülür.
- Dikey eşitlik – yatay eşitlik- dışsallığın azaltılması
Dikey eşitliğin sağlanması ; Gelir kaynakları ile harcama ihtiyaçları arasında bir eşitsizliğin oluşmasından kaynakların.
Yatay eşitsizliğin sağlanması ; aynı fonsiyonların yerine getirilmesi için gerekli mali kapasitelerin yerel yönetimler arasında farklılık göstermesi ile ortaya çıkmaktadır.
Yönetim Birimleri Arasındaki Dışsallıkların Azaltılması ; Bazı yerel yönetim birimlerinin sunduğu hizmetlerin fayda ve maliyetleri bu birimlerin sorumluluk alanını veya sınırın aşabilir.
İyi işleyen bir yönetimlerarası sistem, kamu hizmetlerini herkese eşit ve benzer bir vergi yükü karşılığında sağlayabilecek unsurlara sahip olabilmelidir.

MALİ YARDIM VE BAĞIŞ TÜRLERİ
- KOŞULLU BAĞIŞLAR ; Bu bağışlara özel amaçlı bağışlar da denilir ve bununla merkezi yönetim yardımın nereye kullanılacağı baştan belirlenmiş olur.
* karşılıklı bağışlar ; bağışı yapan birimin verdiği bir birim miktara karşılık bağışı alan biriminde belirli oranda katkı yapması gerekir.
* karşılıksız bağışlar ; söz konusu olursa , yerel yönetimin herhangi bir mali katkısı yapması istenilmez.
- KOŞULSUZ BAĞIŞLAR ; Bu bağış türünde merkezi yönetim, yerel yönetime aktarılan tutarın kullanımında bir koşul öne sürmez.













ÜNİTE 6- YEREL YÖNETİMLERİN FİNANSMAN KAYNAKLARI
YEREL YÖNETİMLERİN FİNANSMAN KAYNAKLARI
1- VERGİ GELİRLERİ
-GELİRLER ÜZERİNDEN ALINAN VERGİLER
- TÜKETİM VERGİLERİ
• GENEL TÜKETİM VERGİLERİ
• ÖZEL TÜKETİM ( SATIŞ ) VERGİLERİ
- EMLAK VERGİSİ
- MOTORLU TAŞILAR VERGİSİ
- MESLEK VERGİSİ
- VERGİ PAYLARI
- YARARLANMA VERGİLERİ
• HARÇ, RESİM VB.YÜKÜMLÜLÜKLER
• DEĞERLENDİRME VERGİLERİ
• HARCAMALARA KATILMA PAYLARI
2- İKTİSADİ TEŞEBBÜS GELİRLERİ
3- KAMU EMLAKLARINDAN ELDE EDİLEN GELİRLER
4- PARA CEZALARI
5- BORÇLANMA
6- YARDIM VE BAĞIŞLAR ( TRANSFERLER )

1- VERGİ GELİRLERİ ;
-GELİRLER ÜZERİNDEN ALINAN VERGİLER ; Örneğin İsveç’te bazı büyük şehirlerin gelir vergilerini kısmen uyguladıkları görülmektedir. Sınırlı uygulamalara rağmen gelir vergileri yerel yönetimler açısından uygun birer gelir kaynağıdır.
- TÜKETİM VERGİLERİ ;
• GENEL TÜKETİM VERGİLERİ; Bazı ülkelerde yerel yönetimler kendi sınırları içinde gıda maddelerini ve bir kasım dayanıklı tüketim mallarını kapsayan bir tür genel satış vergisi uygulamıştır. Oktruva vergisi gibi. OKTRUVA; Tüketim maddelerinin bölge sınırları içinde üretimi veya başka yönetim bölgelerinden getirilmesi sırasında alınan vergi, şehre giren şeylerden alınan vergi.

• ÖZEL TÜKETİM ( SATIŞ ) VERGİLERİ ; Sadece bazı mal ve hizmetlerden alınır. Son yıllarda da özel tüketim vergisi yani gerekçelerle tekrar gündeme gelmiştir ve uygulaması yaygınlaşmıştır.


- EMLAK VERGİSİ ; Bina, arazi ve arsalar gibi taşınmazlar üzerinden çeşitli oranlarda alınan emlak vergisi en yaygın olarak kullanılan yerel yönetim vergisidir. Tam yerel özelliği taşımaktadır.
Emlakın değeri ile yerel altyapı hizmetleri arasında bir bağ kurulabildiğinden, fayda vergilemesi söz konusudur.
OECD ( Organization for Economici co-operation and Development ) : Ekonomik işbirliği ve ekonomik gelişim için ülkeler arasında fikir paylaşımı ortamı oluşturmak amacıyla kurulmuş ve merkezi Fransada olan kuruluştur.

- MOTORLU TAŞILAR VERGİSİ ; Bazı ülkelerde idari etkinlik gözününe alınarak bu vergileri bizzat yerel yönetimler tahsil etmekte, elde edilen geliri merkezi yönetim ile paylaşmakta, bazı ülkelerde ise merkezi yönetim vergisine ek vergi olarak tahsil edilmektedir. Bazı ülkelerde ise motorlu taşıtlar üzerinden alınan yıllık vergiler doğrudan yerel yönetimlere bırakılmaktadır.
- MESLEK VERGİSİ ; Yerel işletme veya işyeri vergisi adı altında da ve çoğunlukla gelişmiş ülkelerde görülen bu verginin yükümlüsü , ticaret ve serbest meslek sahipleridir. Türkiye’de 1981 de belediye gelirleri arasına girmiş. 1987 de çıkarılmıştır.
- VERGİ PAYLARI; Merkezi yönetimin tahsit ettiği temel vergilerden yerel yönetimlere pay verilmesidir. Vergi paylarının dağıtımında yerel bölge alanı, okula giden çocuk sayısı ve en çok da nüfus gibi ölçütler esas alınmaktadır.
- YARARLANMA VERGİLERİ
• HARÇ, RESİM VB.YÜKÜMLÜLÜKLER ; Bu yükümlülük ve bedellerin gerçekleşmesi koşullar dıa üç temel nedene dayarın. 1) bu tür ödemelerin yerel yönetimler için gelir yaratma potansiyelinin olmasıdır.2) bu gelirlerin adil oludğu görüşüne dayanmasıdır. Çünü bir hizmet karşılığı alınırlar ve böylece kullanan öder ilkesi geçerliolur. 3)kaynakların en etkin kullanımı ile bağlantılıdır. Çünkü bu mal ve hizmetlerin israf edilmeyen kullanılmasını sağladığına inanılır.

• DEĞERLENDİRME VERGİLERİ ; Şerefiye ve değer artış vergi şeklinde değerlendirme vergileri, yerel yönetimlerce yapılmış olan bayındırlık faaliyetleri ile kamulaştırma sonucunda taşınmazlarında değer artışı meydana gelmiş olan kişi ve kurumlarından alınan bir tür vergidir.
Zorunlu oluşu ve miktarının ortaya çıkan değer artışına göre belirlenmesi nedeniyle şerefiye bir tür değer artışı vergisi olarak kabul edilmektedir. bununla birlikte şerefiyeyi vergiden ayıran temel özellik bir karşılığının olmasıdır.

• HARCAMALARA KATILMA PAYLARI ; Su, yol, kanalizasyon gibi alt yapı tesislerinin gerçekleştirilmesi sırasında bu tesislerden yararlanacak olanlardan alınan harcama payı karşılığını ifade eder.şerefiyeye çok benzer. Fakat ondan farklıdır. Şerefiye sosyal amaçlı ,harcamalara katılma payı ise mail amaçlıdır.

2- İKTİSADİ TEŞEBBÜS GELİRLERİ ; Yerel yönetimler iktisadi teşebbüslerin faaliyetleri aracılığıyla ticari ve sinai girişimlerde bulunabilmektedir. Ticari esaslara göre faaliyet göstererek maliyetlerin üstünde hizmet vererek önemli bir gelir kaynağı yaratabilmektedir. Yani yerel yönetimlerin iktisadi girişimlerinin temel amacı ek gelir sağlamaktır.

3- KAMU EMLAKLARINDAN ELDE EDİLEN GELİRLER; Emlak gelirleri, yerel yönetimlerin sahip oldukları emlakın satışından veya kiralamasından elde edilen gelirler olup, yerel yönetimlerin ev, bina, dükkan, bağ, bahçe, tarla, arsa ve arazi türünden varlıklarından doğar.


4- PARA CEZALARI; 1) yerel yönetimlerin sağlık ve asayiş konularında getirdiği düzene ve yasaklara karşı gelinmesi nedeniyle kişilere ve kurumlara, verilen diğer cezalar yanında, verdiği para cezalarından elde edilen paralardır. 2) yerel vergilerin veya diğer yükümlülüklerin usulüne uygun veya zamanında ödenmemesi nedeniyle konulan bir tür vergi cezası niteliğindeki ödemelerdir.

5- BORÇLANMA ; Yerel yönetimler , bütçe açıklarını karşılamak üzere borçlanma yoluna gitmektedirler. Yerel yönetimler borçlanmalar konusunda sınırsız yetkiye sahip değildirler. İktisadi sınırlamalar yanında siyasal nedenlerle de sınırlanabilirler veya tümüyle engellenebilirler.

6- YARDIM VE BAĞIŞLAR ( TRANSFERLER ) ; Yardım ve bağışlar, merkezi yönetim tarafından yerel yönetim birimlerine yapılan mali transferlerdir. 1) Koşullu bağışlar; belirli bir projenin veya merkezi yerel yönetimlerin yöneldiği belirli bir amacın gerçekleştirilmesi için verilir. 2 ) koşulsuz bağışlar; kullanımı hakkında her hangi bir ön belirleme yapılmadan yapılır.

ÜNİTE 7- ÜNİTER DEVLETLERDE YEREL YÖNETİMLER
Üniter ( tektip ) devlet modeli, devletin iktidar yapısını güçlendirmek için büyük oranda tek merkezden yönetilmesi biçimidir. Üniter devletlerde yerel yönetimlerin etkin biçimde varolabilmeleri , aslında bu ülkelerin anayasalarında idari yerinden yönetim ilkesini öngörmelerinin bir sonucudur. Üniter devletlerde merkezi yönetim halk tarafından seçilir. Yerel ve bölgesel yönetimler ise yine halk tarafından seçilir.

FRANSA DA YEREL YÖNETİMLER
179 d .N. BONAPARTE tarafından başlatılan yönetim reformları 19. Yy. da komün olarak adlandırılan bugünkü belediyelerin kökenini oluşturan anlayışla devam etmiştir. Anayasada yapılmış olan değişikliklerin gerektirdiği yasalar ( organik yasalar ) çıkarılmıştır. Bunlardan ikisi yerel referandum ve ülkesel yönetim denilebilecek olan bölgesel topluluklar ile ilgilidir.

fransada yerel yönetim türleri ;
1) Belediyeler ( komünler -36782); fransada belediyeler en küçük yerel öğelerdir.
2) İller ( toplam 100 ) ; Fransada en eski yerel yönetim birimidir.
3- Bölgeler ( toplam 26 ) ; kuruluşu tümüyle iktisadi nedenlere dayanmaktadır. Bölge yönetim birimlerinin yapısı, idari il yönetiminin yapısına benzer. Bölge valisi merkez yönetim tarafından adanır.

İlave olarak özel konumdaki yönetimler, ilçeler ve bucaklar gibi birimler de vardır. Bunlardan bölgeler , iller ve ilçeler merkezi yönetimin taşra teşkilatını oluştururlar.

Görev ve Yetkilerin bölüşümü; Yerel yönetimlerin yetkileri belli başlıklar altında sınıflandırılabilir.
- Eğitimde; belediyeler okul öncesi eğitim ve ilköğretimde alt yapı hizmetleri, bölgeler ise, ortoöğretim, mesleki teknik eğitim ve yetişkin eğitimi hizmetleri,
- Kamu Sağlığında ; iller ve belediyeler koruyucu sağlık hizmetleri ve huzurevleri , iller ise bölgesel büyük ölçekli planlama hizmetleri
- Konut ve şehir planlamasındı ; Belediyeler şehir planlama, iller ise bölgesel büyük ölçekli planlama hizmetleri
- Çevre ve kamu sağlığında ; belediyeler su ve kanalizasyon, atık toplama ve arıtma, mezarlıklar ve krematoryumlar ( ölü yakma yerleri ) ve çevre koruma hizmetleri
- kültür ve Eğlencede; belediyeler tiyatro ve konser, müze ve kütüphane, parklar ve açık alanlar, spor ve eğlence hizmetleri, iller ise yine tiyatro konser, müze ve kütüphane hizmetleri
- Trafik ve ulaşımda; belediyeler yollar, ulaşım, şehir içi ulaşım ve limanlar; iller yine ulaşım, limanlar ve bölgeler şehir içi demiryolu ulaşımı hizmetleri,
- Ekonomik hizmetlerde; belediyeler gaz, merkezi ısıtma , su tedariki, ekonomik teşvik ve turizm hizmetleri ile görevli ve yetkilidir.

Yerel yönetimlerin mali yapısı, bütçe ve harcamalar ;
Gerek belediyelerin gerekse illerin bütçeleri , olağan ve olağanüstü olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Olağan bölümünde belediye hizmetleri idare giderleri, taşınır ve taşınmazların bakım masrafları, ulaşım hizmetleri harcamaları ve sübvansiyon harcamalır yer alır.

Vergi benzeri ve Gelirleri ; dolaysız ve dolaylı olmak üzere ikiye ayrılır. Dolaysız vergiler içerisinde ilk dört sırayı bina, arsa , oturma( ikamet ) ve meslek vergisi işgal eder. Dolayı vergiler ise tescil ücretleri, elektrik vergisi gibi vergilerdir. Yerel vergiler içinde emlak vergisi her zaman ilk sırayı almıştır.

Mali yardım ve bağışlar ;
- genel hizmet yardımı
- bölgelerarası farklılığı giderme fonu
- kırsal kalkınma yardımı
- belediyeler için özel yardımlar
- ile-de France bölgesi nin özellikli belediyelerine yardım.
- yerel olanaklar yardımı
- katma değer telafi fonu ; yerel yönetim birlikleri , okul fonları, belediyelere yapılan genel teçhizat yardımı.
- illere, il birlikleri, itfaiye, acil servis vs. için ödenen il genel teçhizat yardımıdır.

Mali Denkleştirme
Bölgelerearası farklılığı giderme fonunun bir kısmı bağımsız vergilerin az toplanabildiği belediyeler arasında yeniden dağıtılır.

Borçlanma ;
Faransada yerel yönetimler herhangi bir üst kurumun onayına bağlı olmadan borç alabilirler. Yerel yönetimlerin mali piyasada kullanılmak üzere tahvil çıkarabilme olanakları vardır.

İTALYADA YEREL YÖNETİMLER
İtalyan anayasası yerel yönetimlerin hepsine eşit statü tanımıştır. Yerel yönetimlerin hepsi de vali adı verilen ve merkezi yönetimin taşra teşkilatındaki temsilcisi olan kişinin denetimi ve vesayeti altındadır.

Yerel yönetim türleri ; Belediyeler, iller ve bölgeleredir.

Görev ve Yetkilerin Bölüşümü
Bölgeler ; yasama yetkisi verilmiştir. Özel statüye sahip 5 bölgeye farlı başka yetkiler verilmiştir.
İller ; görevleri toprağın korunması, çevre korunması, afetlerden koruma,su ve enerji kaynaklarının korunması, kültürel varlıkların değerlendirilmesi vb.
Belediyeler ; görevleri askerlik hizmetini, istatistik, nüfus kayıtları ve seçim hizmetlerini düzenlemeyle

Yerel Yönetimlerin Mali yapısı
Bütçe ve Harcamalar ; İtalya da yerel yönetimler vergiler, mali yardım ve bağışlar , borçlanma diğer kaynaklardan gelir elde etmektedir.

Vergi ve Benzeri Gelirler; Bölgesel katma değer vergisi konulmuştur. Paylaşılan vergi gelirleridir.
Kamu alanlarını işgaliye vergisi, motorlu araç tescil vergisi, inşaatlardan ve yol üzerinden ki galeri ve tünellerin işgalinden alınan vergi ve özel imar vergilerinden oluşmaktadır. Diğer gelirlerinden biri ek gelirlerdir.
Ulusal gelir vergisinden, atık vergisinden ve ekonomik faaliyetler üzerinden alınan vergi payları.
Vergi gelirleri belediyelerin en önemli gelirleridir. Diğer gelir kaynağı harçlar olup , belediyeler harçların oranını belirlemede daha serbettir.

Mali Yardım ve Bağışlar ; Özel statülü veya olağanüstü bölge yönetimine yapılan
koşulsuz transferler 1- Ortak fon 2) Bölgesel gelişme projeleri fonu
Ortak fon yardımı göç oranı, işsizlik oranı kişi başına kişisel gelir vergisine göre yapılmaktadır.
Koşula bağlı transferler 1) sağlık fonu 2) ulaşım fonudur.
Mail yardımlar belediyeler için de vergi gelirlerinden sonraki en önemli gelir kaynağıdır .

Borçlanma ; borçlanmanın yasal sınırlamaları vardır.

JAPONYA DA YEREL YÖNETİMLER
Tarihsel gelişimi ; üniter bir yapıya sahip olan Japonya önce
- han denilen feodal beylikler
- Tokyo Metropolitan şehri ndoğuşu
- Yerel Özerklik Kanunu nu sonucu Çekirdek Kent Sistemi
- bölgesel yerinden yönetim kanunu kabul edilmiştir.

Yerel Yönetim Türleri ; 1) Valilikler 2) Belediyeler
Belediyeler nüfuslarına, sinai yapılarına ve kentsel olanaklarına göre kent, kasaba ve köy olarak sınıflandırılır. Hükümetin düzenlediği kentler ile çekirdek kentler normal olarak valiliklerin üstlendiği bazı görevlrei yerine getirdikleri için diğer belediyelerden daha farklıdır.
Valilik ve belediyeler dışında birde özel belde olarak sınıflandırılan özel nitelikli yerel yönetim birimleri de vardır.
Bazen birkaç belediye bir araya gelerek özel bir hizmet yerine getirmek için birlik oluştururlar. Bu birlikler Bölgesel hizmet birlikleri olarak isimlendirilir.

Görev ve yetkilerin Bölüşümü; Yerel yönetimler altyapıyı hazırlama görevini telem almışlardı. Sağlık, hijyen, çevre korunması, sosyal refah ve sosyal güvenlik alanlarında da etkindirler.

Yerel yönetimlerin Mali Yapısı
Bütçe ve Harcamalar ; merkezi yönetimini sadece savunma ve dışişleri alanında sorumluluk yüklenip , kamu sağlığı, temizlik,eğitim,polis,itfaiye gibi hizmetleri yerel yönetimlere devretmesi sonucu yerel harcamaların toplam harcamalardaki ağırlılığı giderek artmıştır.

Vergi ve benzeri Gelirler
Yerel Vergiler; valilik vergisi , belediye vergisi
Tahsis Vergiler; devletin kendisinin toplaması gereken ancak düzenli bir gelir sağlamaları açısından yerel yönetimlere tahsis edilen vergilerdir.

Mali Yardım ve Bağışlar; Merkezi yönetimden mali kaynak aktarımları yerel yönetimlerin özel programlarının maliyetlerinin karşılanması amacıyla yapılmaktadır.


Borçlanma
; Tahvil çıkartarak borçlanabilmek için valilikler içişleri Bakanlığının belediyeler ise valiliklerin onayını almak zorundadır.


























YEREL YÖNETİMLER FİNAL ÇALIŞMASI

ÜNİTE 8:FEDERAL DEVLETLERDE YEREL YÖNETIM UYGULAMALARI.

-ABD DE YEREL YÖNETİMLER-
Federal devletler yerel yönetimlerinin ortak özelliğibu ülkelerdeki yerel bırımlerın 3 lü bır ıdarı kademe duzenı ıcınde olması ve hıyerarsıde en alt kademede olmasıdır.malı ototnomıye sahıptırlwer secımle ıs basına gelrıler.
Abd de yerel yonetımler turlerı ve ozellıklerı
1-countıes 2-munıcıpalıtıes 3-school dıstrıcts 4-townshıps 5-specıal dıstrıcts
ortaya cıktı. 19.yy sonu 20 yy baslarında yangından koruma su getırme kanalızasyoın gıbı hızmetlerı saglamak ıcın kendısın vergı alma yetkısının oldugu ozel yonetımler ortaya cıktı.

COUNTIES :Il ılce ve koylerden olusurlar.ıngılterede adı shıres tır.abd dedkı en onemlı bırımdır.bır yargı mercıı olarak uye devletın ceza kanununu uygular.uye devletın vergıısı ıle yerel vergılerı tarh ve tahsıl eder,secım yerlerını ,gorevlılıerını tayın eder ,secımı uygular, okulları kutuphanelerı yonetır, yolları koprulerı onarır .Denetcıler ya da county komıtesının kurulunca ve genenllıkle secımle gelen memurlarca yonetılıR.

MUNİCİPALİTİES:Turkıyede kı beledıyeler anlamındadır.abd de cıty ,town,borough ve vıllage adlarını alır.uye devletler tarafındna kurulur.otonomm kuurlus olamalrına ragmen esas olarak uye devletlerın ajanlarıdır.federe devletın dokunulmazlık hakkına sahıptırler.uye devlet ızın vermedıkce haklarında dava acılamaz.vergı ve borc alırlar

TOWNSHIPS :County nın alt bırımıdır ılce goruntusundedır.nufus artınca ıl gorunumunu alır.

SCHOOL DISTRICTS:Abd de ılk orta ve yuksek derecelı okulların toplandııgı okul bolgesıdır.okul bakımı ıcın vergıleme ve yonetme gucune sahptır.

SPECIAL DISTRICTS:Uye devletın sınırlı bır bolgede sulama ,su temını ,taksın kontrolu,saglık vb belırlı tek bır kamu hızmetını saglamak uzere kuurlmus sıyasal alt bolumdur .ozel bolge.
ABD DE YEREL YONETIMLERIN GOREVLERI:Egıtım hızmetını genellıkle school dıstrıcts ler,saglık hızmetlerını munıcıpalıtıes ler,tasıma hızletlerını specıal dıstrıcts ler,su temını ve kırlı suların bosaltılmasını munıcıpalıtıes ya da specıla dıstrıctsler ustlenır.
ABD DE YEREL YONETIMLERIN MALI YAPILARI:
Yerel vergıler ,bagıslar ve borclar dır.en onemlı yerel vergılerı:emlak,satıs ve gelır vergısıdır.
Abd de gelır vergısı yonunden en onemlı vergılendırme otorıtesı federal devlettır.
Abd dekı yerel yonetmler federal devletten sınırları ıcınde bulundukları uye devletlerden onemlı mıktarda BAGIS alır.

-İSVİÇRE ‘DE YEREL YÖNETIMLER-
TÜRLERI VE ÖZELLIKLERI
Bugunku ısvıcre konfederasyondan dogmus federal bır devlettır.26 kantondan olusur.
Isvıcredekı yerel yonetım bırımlerı kantonlar ıcınde yeralan komunlerdır.

YEREL YONETIMLERIN GOREVLERI:
Komunler halkın refah ve huzuruna yardımcı olamk ıcınn kurulmuslardır.faalıyetlerını ıcınde oldukalrı kantonunun anayasa ve yasalarında ongurulen hukumler cercevesınde yuruturleer.
ISVICREDEKI KOMUNLERIN DUNYANIN BASKA HICBIR ULKESINDE GORULMEYEN BIR OZELLIGI VARDIR..Bazı komunlerde komun un karar organını komun sınırları ıcınde yasayan halkın tumu olusturmaktadır.
Uyuk komunlerın karar organı ıse secımle ısbasına gelen komun parllementosudur.
Dıs ılıskıler ,mıllı savunma ve ozel hukuka ılıksın hızmetler konfederasyonun gorevıdır.kantonlar hızmet bolusumunde en agır yuku almıstır.
Komunler ıse yerel nıtelıktekı polıs,sosyal yardımlar,egıtım,dın,kentıcı su,gaz ,elektırk hızmetlerını yerıne getırırır

İSVİÇREDE YEREL YÖNETIMLERIN MALİ YAPILARI:
Vergılemede yetkıler konfederasyon ve kantonlara aıttır.kantonlar ısterse komunlere vergıleme yetkısı verebılır.konfederasyonun en onemlı vergılerı:gumruk,askerlıkten muafıyet ,damga resmı,tutun resmı,damıtılmıs ıckıler uzerındekı malı tekeller vb..
Komunlerde kantonlardan aldıkları yetkıler sınırında gelır ve servet vergısı tahsıl eder..

-HİNDİSTAN ‘DA YEREL YÖNETIMLER-
TURLERI VE OZELLIKLERI
15 eyaletten olusan federal bır devlettır.federal oalrak yonetılen 8 bolge vardır.her eyalatte cumhurbaskanı tarafındna atanmıs bır valı bulunur.her eyalaet ıllere bolunmustur.ıller kendı ıcınde ılcelere ,ılceler ıse tahsıllere ve bloklara bolunmustur.blok yenı kurulmustur.toplum kalkınmasını hızlandrmak ıcındır.yerel yonetımlerı duzenleme yetkısı eyalaet yasama organına aıttır.hondostanada yerel yonetımler koy,blok ve ıl sevıyelerınde kurulmustur.en kucuk yerel yonetım bırımı köy ponchayat tır.
Orta kademedekı yerel yonetım bırımı bloklardakı blok meclısıdır.
Yerel yonetım unıtelerının en ust duzeyınde ıl meclısı vardır.,

HINDISTANDAKI YEREL YONETIMLERIN GOREVLERI:
Yerel yonetım bırımlerı kendı gorev bolgelerı ıcınde kalkınma programların planlama ve uygulama organları olarak kabule dılmıstır.

HINDISTANDA YERLE YONETIMLERIN MALI YAPILARI:
Hındıstanda yerel yonetımın en onemlı gelır kaynagından bırı emlak vergısı dıgerı oktrua remı dır.
OKTRUA REMI:bazılarınca dahılı gumruk vergısı olarak ısımlendırıılmıs dolaylı vetgıler katogorısıne dahıl bır yukumluluktur.ulke ıcındekı komunler tarfından komun hudutlarını gecen mallar uzerınden alınır.turkcede buna duhulıye resmı denır.
Termınal vergısı:buda komun hudutlarından gecen malardan alınan dolaylı bır vergıdır.

BAGISLAR:3 e ayrılır..
1-GENEL AMACLI BAGISLAR zel amac ıcın degıldır genel bagıstır dıger adı dotasyondur.
2-ÖZEL AMACLI BAGISLAR:Bellı bır kamu hızmetının gerceklestırılmesı amacı ıle verılen subvansıyondur.
3- TELAFI EDICI BAGISLAR:Alınan para cezalalrının telafı edıcı bagıs adı ıle kentsel yerel unıtelere yatırılmasıdır.

ÜNITE 9:TURKIYE DE YEREL YONETIMLER:

YEREL YONETIMLERIN TARIHCESI
-Turkıyede yerel yonetımler 1839 tanzımat fermanı nı ızleyen donemde ve 1854 kırım savası sonrasında kurulmustur.osmanlı donemınde kendıne ozgu ıdare yapısı ,toprak rejımı,malıyesı,vakıf duzenı ve kadılıgı oldugu ıcın yerel yonetım bırımlerıne gerek yoktu.

BELEDIYELERIN TARIHCESI
-16 agustos 1854 te resmı teblıg ıle Fransızların komun ıdaresı model alınmak suretıyle ılk beledıye kurulusu olan İSTANBUL SEHREMANETI kurulmustur.bu yonetımın bsında padısah tarafındna atanan ŞEHREMİNİ vardı.ayrıca 12 uyelık sehır meclısı bulunurdu.
ISTANBUL SEHREMATININ GOREVLERI:

-zorunlıu ıhtıyac maddlerının kolaylıkla bulunmasını saglamak ve gozetmek
-narh tespıtı ve denetımı -yol,kaldırım onarımı ve yapımı
-sehrın temızlık ıslerı -carsı Pazar denetımı fıyat kalıte olcu tartı denetımı
-devlete aıt vergııyı ve resımlerı toplayıp malıye teslım etmek ,

İstanbul sehrıemanetı basarılı olamadı bunun uzerıne 1855 te padısaın yazılı ızını ıle ıntızamı sehır komısyonu kuurldu.1857 de bu komısyonda dagıltıldı.
Bundna sonra fıılen ılk beledıye beyoglu ve galata semtınde kuruldu.1868 de cıkarılan nızamname ıle tum İstanbulda beledıyeler yayaıldı dıger sehırlere de yayıldı.1877 de İstanbul ıcın cıkarılan DERSAADET BELEDIYE KANUNU beledıyelerı aynen korumus ama 14 olan beledıye sayısını 20 ye cıkarmıstır.
1912 de cıkarılan DERSAADET BELEDIYESI HAKKINDA GECICI KANUN ıle İstanbuldakı beledıye daıresı kaldırılmaıs yerıne 9 adet beledıye subesı acılmıstır.1924 te cıkarılan ANKARA SEHRAMENETI ILE ankaraya ozel bır yonetım bıcımı gelmıstır.

IL OZEL IDARELERININ TARIHCESI
Bugunku ıl ozel ıdarelerının yasal temeelı tanzımat fermanı uzerınden 25 yıl gectıkten sonra 1864 tarıhlı TESKILI VILAYET NIZAMNAMESI ıle atılmıstır.
MUHASSILLIK MECLISLERI vılayet donemındekı ılk yerel kurul uygulamasıdır.
Daha sonra teskılı vılayet nızamnamesının yerını 1870 de IDARE I UMUMIYE-İ VILAYET NIZAMNAMESI almıstır.
*****Vılayetlerın ozerk bır yerınden yonetım halıne gelmelerı yasal yonden ılk olarak 1876 tarıhlı anayasada yer almsıtır.******KÖYLERIN TARIHÇESİ

Koylere aıt ayrıntılı hukumler ılkkez 1864 tarıhlı teskılatı vılayet nızamnazmesı nde yer almıstır.her koyde orada yasayanlar tarfından sevcılmıs muhtar ve ıhtıyar heyetının olusması ongorulmustur.1876 da fransadakı orgute benzer orgut olsuturmak ıcın ıdareı nevahı adlı nızamname duzenlenmıstır.
****1924 tarıhlı koy kanunu ıle koylere ılkkez tuzel kısılık kazandırılmıs ve halen yuruluktedır.****

YEREL YONETIMLER ILE ILGILI ANAYASALARDA ONGORULEN ILKELER
Mahallı ıdarelerın kurulus gorev ve yetkılerı yerınden yonetım ılkesıne uygun olarask kanunla duzenlenır.secımlerı 5 yılda bır yapılır.
-turkıyede yerel yonetımler deyımıne gıren kuruluslar ıl ozel ıdarelerı,beledıye ve koylerdır.
-kamu tuzel kısılıgıne sahıp anayasal kuruluslardır.
-karar organları secımle olusuturlur.
-yerel yonetım organlarının secılmı sorganlarının organlık sıfatını kazanama ve kaybetmelrı konusundakı denetım yargı yolu ıle yapılır.
-secılmıs yerel yonetım organlarını veya bu organ uyelerını gecıcı bır onlem olarak ıcıslerı bakanı gorevden alabılır.
-merkezı yonetım nayasada belırtılen amaclar dogrultusunda yerel yoentımler uzerınden ıdarı vesayet yetkısıne sahıptır.

YEREL YONETIMLERIN ILLER BANKASI ILE OLAN ILISKILERI:
Iller bankası 1933 yılında cıkarılan bır kanunla kuurlan beledıyeler bankasının bır devamı olarak 1945 yılında kurulmustur.


ILLER BANKASININ SERMAYESI:
Il ozel ıdarelerı ıle beledıyelerın yıllık gelrı hasulatının %5 i
Il ozel ıdarelerıyle beledıyelre baglı tuzel kısılıgı olan veya olmayan katma butcelı ıdare ve kurumların ve bırlıklerın baglı bulundukları ıdare butcesıne ıntıkal etmeyen gelırlerınden vergısı cıktıktan sonra kalan safı kazancın % 5 i
Bankanın yıllık safı kazancından koy ıdarelerı sermaye payı oalrak ayrılacak % 30 u
Butceden veya herhangı bırı yapılacak hertulru yardım
Bellı bır tahsıs yerı gosterılmeksızın veya sermayeye katılamk uzere yapılacak bagıslar
Ozel kanunlarla banka sermayesıne eklenmek uzere saglanacak yardımalr..

ILLER BANKKASININ ISLEVLERI
1- KREDI SAGLAMA
2-TEKNIK YARDIM
3-PAYLARIN DAGITILAMSINDA ARACILIK