Maliye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Maliye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Kasım 2014 Cumartesi

VERGİLEMEYE İLİŞKİN TEMEL KAVRAMLAR

Vergilendirmeye İlişkin Temel Kavramlar
VERGİNİN TEMEL KONUSU: Verginin üzerinden alındığı şeydir, bu şey ekonomik bir değer, hukuki bir muamele, fiziki bir varlık, bir fiil, bir olay ve benzedi olabilmektedir. Sadece maddi anlamdaki mal ve eşyalar değil; maddi olmayan ekonomik unsurlar, mükelleflerin fiziki varlığı veya sosyal durumları dahi vergi konusunun kapsamına girebilmektedir.

VERGİ MÜKKELLEFİYETİ: Vergi mükellefi yada yükümlüsü, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu düşen gerçek veya tüzel kişi olarak tamınlanmaktadır.

VERGİ SORUMLULUĞU: verginin ödenmesi bakımından alacaklı vergi dairesi ile muhatap olan kişidir vergi sorumlusu vergi kanunlarına göre kendisi mükellef sayılmayıp vergi mükellefi adını vergiyi ödemek ve vergiye ilişkin değer şekil ödevleri yerine getirmek zorunda olan kişidir
Vergi sorumlusunun en tipik örneğini ücrelilere ilişkin gelir vergisi uygulamasında görüyoruz.işverenler yanlarında çalıştırdıkları kişilere hizmet karşılığı ödedikleri gelir vergisini kesip vergi dairesine onlar adını yatırmak zorundadır. Bu durumda ücretliker vergi mükellefi sayılırken işverenler vergi sorumlusu sayılmaktadır.

VERGİDE İSTİSNA VE MUAFİYET
-İstisna verginin konusunda muafiyet ise mükellefiyette kısıtlamayı ifade eder.
-istisnaya örnek olarak katma değer vergisinden ihracat istisnasını gösterebiliriz
-muafiyete örnek olarak gelir vergisi kanunda yer alan esnaf muaflığı, küçük çiftçi muaflığı, ve diplomat muaflığını göstermek mümkündür.
Advolerm matrah: Vergi konusunun ekonomik değeri alınıyorsa satış fiyatı vs advolerm matrah sözkonusudur.
Spessifik Matrah : Verginin konusu uzunluk, ağırlık, yüzölçümü, adet vb olarak alınıyorsa spesifik matrah sözkonusudur.

Vergi Matrahının Tespitini ilişkin Usuller
a)   İdari Takdir Usulü : doğrudan doğruya takdir usulü olarakta nitelendirilen bu usulün esası vergi idaresinin, her bir vergi yükümlüsüne ilişkin vergi borcunu ayrı ayrı tespit etmesidir. Son derece subjektif bir uygulama, esasına dayanan ve yükümlülerin aleyhine olarak matrahın çok yüksek belirlenmesi tehlikesini taşıyan bu usul günümüzde bazı istisnai hallerde uygulanmaktadır.
b)   Karine ve Dış Belirtiler Usulü. Bu usül doğrudan takdir usulünden biraz daha objekleştirilmiş bir şekildir. Bu usulde mükelleflerin gelir ve servetlerine karine teşkil eden bir takım dış belirtilerden yada göstergelerden hareketle vergi borcunun tespitine çalışır.
c)   Götürü Usul : Bu usulde vergi idaresi yükümlüleri münferit olarak değil belli gruplar itibarı ile ele alarak matrahlarını tespit etmektedir. Yükümlüler belirli kıstaslara göre sınıflandırılmakta ve her sınıf için ortak bir vergi matrahı tespit edilmektedir.
d)   Beyan Usülü : Beyan usulünün esas vergi matrahıın yükümlülerine veya vergi sorumluları tarafından vergi kanunlarında öngörülen ilkelere uygun olarak belirlenip beyanname adı verilen bir belge ile vergi idaresien bildirilmesidir. Bu usulde vergi idaresinin görevi beyan edilen matrahların doğruluğunu kontrol etmektir.
Vergi Tarhı : Vergi tarhı kısaca vergi borcunun hesaplanması işlemidir. Vergi usul kanunuda verginin tarhı vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi idaresi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibarıyla tespit eden idari işlemlerdir. Biçiminde tanımlamıştır.
Vergi tarifesi : konusu ve matarahı belli olan bir verginin miktarını belirleyebilmek için vergi tarifesi denilen unsurun bilinmesi gerekir. devlet açısından bir alacak, yükümlüler bakımından ise bir borç oluşturan verginin tutarının hesaplanabilmesi için ancak vergi tarifesi ile olur.
Verginin Tebliği : Vergiyi tarh eden, yani hesaplayan taraf vergi dairesi olduğuna göre, bu işlemden karşı tarafın yani yükümlülerin yada sorumluların haberdar edilmesi gerekir. iste vergi dairesinin vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususları yükümlülere yada sorumlulara bildirmesine tebliğ denilmektedir.
Verginin Tahakkuku: Tarh ve tebliğ edilen verginin ödenecek safyahay gelmesidir. Verginin tarh edilerek yükümlüye tebliğ edilmesiyle artık yükümlü vergi borcu hakkında bilgi edinmiş olur.

VERGİNİN TAHSİLİ:
a) İltizam Usulü:  Bu usulde vergilerin kanunlara uygun olarak tahsili için devlet tarafından bir bedel karşılığında mültezim adı verilen ve nevi mütehait fonksiyonu gören bir kişiye veriliyordu. Vergi toplama işinin mültezime verilişi açık arttırma ile gerçekleştirilirdi. Buna göre vergi toplama hakkı karşılığında devlete en yüksek bedeli ödemeyi tahhüt eden kişi bu hakkı elde ederdi. Mültezimin tapladığı vergi ile ödediği bedel arasındaki fark kendi karını vveya zararını teşkil ederdi.
b)  İhale Usulü : vergi toplama hakkı, toplanacak vergi hasılatından en düşük payı taahüt edene verilir. Bu usul bügünkü devlet ihale sisteminde açık eksiltme usulüne benzetilebilir.
c)  Halk Temsilcileri İle Tahsil Usulü : vergi idaresinin yeterli düzeyde gelişmediği dönemlerde uyğulanmış olun bu usulde vergiler, halkın arasında bu amaçla seçilmiş kişiler vasıtasıyla toplanıyordu
d)  Emanet Usülü: vergilerin devlet adına onun görevlendirdiği kişiler vasıtayısla tahsil edilmesidir. Şu anda Türkiyede uygulanan sistem budur.

e)  Pul Veya Bondrol Yapıştırmak Yahut Değerli Kağıtlar Kullanmak Suretiyle Verginin Ödenmesi

KAMU GELİRLERİ

a)   Vergiler
Kamu Gelirleri
b)   Harçlar: Bazı kamu kuruluşlarının sundukları hizmetinden yararlanalanların bu yararlanma karşılığı ödedikleri bedeldir. Harçları vergiden ayıran en önemli kriter harçlarında kısmende olsa bir kamu hizmeti karşılığı olarak alınmasıdır.
c)   Resim : Bazen harca bazende vergiye benzemektedir. Resim ya tamemen karşılıksız olarak alınmakta yada bir hizmetten yararlanmanın veya bir hakkı elde etmenin karşılığı olarak alınmaktadır. Rıhtım resmi, ihade alının damga resmi
d)   Şerefiye : Şerefiyede vergi ve harcın özelliklerini taşıyan bir kamu gelir türüdür. Buğün ülkemizde harcamalara katılma payları olarak adlandırılmakta ve belediyelerce yapılan yol kanalizasyon ve su tesisleri hizmetlerinden yararlanan gayrımenkul sahiplerinden alınmaktadır.
e)   Parafiskal gelirler: kamu veya yarı kamu kurumu niteliğindeki ekonomik sosyal ve mesleki kuruluşların yaptıkları hizmetler karşılığında, kendi üyelerinden veya hizmetlerinden yararlanlardan çeşitli adlarla aldıkları paralardır. Örnek olarak Emekli sandığı, SSK Bağkur.

PARAFİKSAL GELİRLER
1). Kamu kuruluşu niteliğindeki bir ekonomik yada mesleki kuruluşun yaptığı hizmetlerden dolaylı veya dolaysız bir şekilde yararlanan kişilerden toplanmaktadır
2). Zorunlu bir ödemedir
3). Ekonomik sosyal ve mesleki kuruluşlar tarafından toplanırlar.
4) . Devlet veya yerel yönetimlerin bütçelerinde yer almamaktadır.
5) . Karşılıkları vardır.

g) para basımı
h)mali tekeller
ı) para

i ) Emlak teşebbüs gelirleri

KAMU MALİYESİNİN AMAÇLARI

KAMU MALİYESİNİN AMAÇLARI
Kamu Maliyesi Amaçları
Kaynak Kullanımında Etkinlik Sağlanması: kaynak tahsisi ile ilgi olup ekonomik kaynakların paylaştırılmasında kıt kamu kaynaklarının optimum dağılımını ve kullanımını gerekli kılar. Devlet fiyat mekanizmasının fonksiyonlarındaki eksiklikleri gidermek amacıyla piyasaları piyasa koşullarını sosyal ve özel maliyetler ile dışsal ekonomileri ve ekonomik olmayan durumları gözönünde bulundurmak durumundadır.
Bölüşümde Etkinlik Sağlanması: iş imkanları eğitim düzeyi, veraset sonucu intikallereyönelikpolitikalar, vergi ve kamu harcama politikaları gibi bazı faktörlere bağlı olarak gelir ve servet dağılımında etkinlik sağlanmasını ifade etmektedir.
İktisadi İstikrarırın Sağlanması:

KAMU GİDERLERİNİN ÇEŞİTLERİ:
KAMU GİDERLERİNİN FONKSİYONEL AYRIMI: bu ayrım şeklinde yapılacak giderler yoluyla gerçekleştirilmesi öngörülen amaçlara yönelik hizmetler dikkate alınmaktadır. Devletin klasik ve sosyo ekonomik nitelikteki hizmetleri gözönünde tutulmakta her bir hizmet grubu için yapılan giderler dikkate alınmaktadır. Aynı hizmet birden fazla kamu kuruluşu aracılığı ile gerçekleştiriliyor ise her kuruluşun o hizmet için yaptığı giderler toplanmakta ve böylece bir hizmet için yapılan toplan gider belirlenmektedir. Eğitim giderleri, savunma giderleri, yönetim giderleri, sağlık giderleri, bayındırlık giderleri sosyal hizmet giderleri gibi çeşitli kalemler altında giderlerin sınıflandırılması yoluna gidilmektedir. Bir bütün olarak çeşitli kamu hizmetlerinin maliyetlerini göremeye bu maliyetler ile ilgili olarak karşılaştırmalara yapmaya ve dolayısı ile hizmetlerin daha verimli olamasını sağlamaya fırsat veren bu ayrım genellikle yarı toplumsal yada piyasa konusu olabilir nitelikteki hizmetlerin etkinleştirilmesi, maliyet fayda analizlerinin yapılabilmesi bakımından daha fazla yarar sağlayabilmektedir.

MAL VE HİZMET ALIM GİDERLERİ – TRANSFER VE YARDIM AYRIMI
Mal ve hizmet giderleri devletin üretim faktörü talebi dolayısıyla yapmak durumunda kaldığı giderlerdir. Bu giderler cari harcamalar ve yatırım harcamaları şeklinde ortaya çıkmaktadır. Pigau ve Colm gibi ingiliz ve alman bilim adamları ileri sürülen bu ayrımda bu grupta yer alan giderlerin temel niteliği bir hizmet veya işgücü, bir mal veya eşya dolayısılile giderlerin yapılmış olmasıdır.

TRANSFER HARCAMALARI: bu harcamalar mal ve hizmet alımına yönelik olmayıp toplumun sosyal yönden güçlü kalmasına yönelik olarak yapılan ve daha çok yardım amacı güden bir niteliğe sahiptir. Transfer giderleri ekonomik, sosyal ve mali nedenlerle gerekli görülen kişilere yapılan fon aktarmalarını ifade etmektedir. Bu ödemeden yararlananların satın alma gücü artmaktadır. Sübvansiyon şeklinde yapılan taransfer ödemeleri ise çeşitli kuruluşlara ve piyasa fiyatınındüzenlenmesi amacıyla yapılmaktadır. Şekli olarak transfer giderleri bir anlamda negatif vergi olarak düşünülebilir.(Borç faiz ödemeleri tranfer harcamaları içerisinde yer alır)

VERİMLİ GİDERLER - VERİMSİZ GİDERLER AYRIMI: ekonominin üretim kapasitesini arttıran veya kamu gelirlerinde artış sağlayan giderler verimli diğer ise verimsiz gider olarak kabul edilmektedir.
CARİ GİDERLER -YATIRIM GİDERLERİ AYRIMI: bu ayrıma göre devletin tüketim malları alımına yönelik harcamaları cari, sermaye oluşumu ile ilgili giderleri ise yatırım giderleri olarak nitelendirilmektedir.
   Cari giderler niteilikleri itibarı ile her yıl tekrarlanma görünümündedirler genellikle birbütçe dönemi   içerisinde tüketilmesi sözkonusu faydanın elde edilmesi amacıyla yapılmaktadır. Personelgiderleri, isıtma, aydınlatma, kırtasiye, yakacak vb giderler örnek gösterilebilir.

Yatırım giderleri ise üretimi arttıran üretkenliği olumlu yönde etkileyen kaynakların daha iyi     kullanılmasını sağlayan üretim faktörlerinin verimliliğini arttıran genellikle dayanıklı nitelikte ve faydası birden fazlayla yaygın mallar yapılan giderlerdir.

KAMU MALİYESİ İLE İLGİLİ KURUMSAL YAKLAŞIMLAR (Geleneksel)

a)Kurumsal Yaklaşım : 
devlet faayietlerin hukuki ve idari bakış açısından incelemektedir. Vergilerin uygulamaya konulması, salınması ve toplanması ile ilgili düzenlemeler yanında kamu fonlarınnı kullanımıda ele alınmaktadır. Bu yaklaşımla kamu harcamaları teorisi ve vergi teorisinin geliştirilmesi konusundaki çabalar son derecede sınırlı düzeyde olup yok denecek kadar azdır.
b)Yapısal Yaklaşımlar: 
kamu maliyesi ile ilgili konulurın ekonomik açıdan incelenmesine yönelik olup, kaynak dağılımında ve kullanımında etkinlik, devlet faaliyetlerinin etkinliği ve alternatif maliyetler piyasa ekonomi si ile ilgili faaliyetlerin incelenmesi bakımından göz önünüde tutulan teorik çerçeve içerisinde kamu faaliyetlerinin ekonomik analizinin yapılması ve benzeri çalışmaları kapsamaktadır.
c)Değişim Yaklaşımı: 
fransa ve italyada çeşitli bilim adamları tarafından ileriye sürülmüş bir yaklaşım olup vergileri kamu hizmetlerinin bedeli olarak kabul etmektedir. Devlet faaliyetlerinin optimumum düzeyinin piyasa ekonomisine benzer bir şekilde ve vergilerin ( fiyatların ) üretilen devlet hizmetlerinin marjinal maliyetine eşit olduğu noktada oluşacağını belirtmektedir.
d)Gelir Yaklaşımı: 
fonksiyonel maliye ile ilgili olup her devlet faaliyetinin milli geliri azaltıcı ve arttırıcı etkileri incelenmektedir. Buna kamu harcamalarının finansmanından daha çok harcamanını düzeyini vergiler yolu ile kısmak veya benzer şekilde kamu harcamalarını fonksiyonunun hizmet sağlamak değil gelir akışını daraltmak olması örnek olarak gösterilebilir.

e)Refah Yaklaşımı: 
kamu maliyesi aracılığı ile toplum refahının maksimize edilmesini öngörmekte olup kimsenin durumundan fedakarlık yapılmaksızın toplum refahının arttırılması amaçlanmaktadır. . Refah ölçüsü, kamu maliyesi açısından devlet faaliyetlerinin optimum düzeyini belirlemede önem taşımakta ve vergi yükü bakımından fonksiyon görmektedir.

KAMU HARCAMALARININ ARTIŞINI AÇIKLAYAN YAKLAŞIMLAR

a)Wagner : 
Kamu Harcamalarındaki Artış
Sürekli artış (kamu harcamalarındaki artış kanunu). Zamanın sanayileşmiş ülkelerini incelemiş ve bu ülkelerde sanayileşme dolasıyla üretim ve bunun soncunda milli gelir yükselirken kamu harcamalarınında arttığını saptamış ve bundan devletin mali ihtiyaçları ile mili gelir arasında bir ilişki olduğu sonucuna varmıştır. Kamu harcamalının milli gelirden daha hızlı arttığın söylemiştir. Kamu harcamalarınnı artış devlet faaliyetlerinin artışının bir soncudur. Toplumların sosyal ilerleme istekleri devlet faaliyetlerini arttırmakta ve böylece kamu harcamaları artmaktadır.
b) Peacock- Wiesman : (sıçrama tezi) 
Kamu harcamalarının artışındaki temel neden savaş ve benzeri olaylardır.Bu gibi olağanüstü dönemlerde vergiler ve kamu harcamaları artırılır.Ancak olağanüstü durumun geçmesine rağmen devlet olağanüstü şartlar nedeniyle yüksek vergi ödemeye alışmış halktan aynı düzeyde vergi almaya devam eder.Böylece kamu harcamaları savaş ve benzeri olaylar döneminden sözkonusu şartların kalkmasından sonraki normal döneme göre sıçramış olur.
c) Colin Clark: 
vergilerle karşılanan kamu harcamalarının milli gelirin % 25 aşamayacağını ileri sürmüştür.
d) Sosyal refahın arttırılması yaklaşımı: 
Pigou ve Dalton vergilemeden sağlanan marjinal liranın harcanmasının yaratacağı sosyal fayda ile mükellefe olan maliyetin ( faydasızlığın ) eşitlenmesi suretiyle sosyal refahın kamu harcamaları yolu ile maksimize edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
e) Maksimizasyon yaklaşımı: 
A. Downs, jim Buchanan ve G. Tullacak gibi teorisyenler tarfından ileri sürülmüş olan bir yaklaşımdır. Bu görüşe göre demokrasi ile yönetilen bi ülkede, hükümetler kendi yaşam sürelerini maksimum kılma çabası içresindedirler. Genel olarak hayat standardının yükselmesi nedeniyle talep edilen kamu faaliyetlerinin niteliğinde değişme olmaktadır. Eğitim , sağlık , konut, ulaşım konusundaki hizmetlerin ağırlık kazındığı düşüncesinden kaynakllanan bu durum, yüksek gelir esnekliğinin sonucu olarak ortaya çıkabilmektedir. Bu yönde olan yoğun talep baskısı satandartlarla ilgili kurulların revizyonununa siyasal süreç aracılığıyla ekstra harcalamalar yapılması yönünde girişimlerde bulunulmasına yol açmaktadır.
f) Niskanen ( Bürokrasinin Etkisi ):
Bürokrasinin bütçe içindeki etkisini baz alarak kamu harcamalarının artabileceğini iddia etmiştir. Bürokrasi hükümete hizmet sunan monopol gücüne sahip bir hizmet sektörüdür isteyen bürokratlar maaşlarını arttırmak isteyerek kamu harcamalarının artmasına neden olabilir
g) Ekonominin gelişme sürecinde kamu harcamalarını etkilediği yaklaşımı Musgrave: 
Bir ülke ekonomisinin gelişim sürecini tamamlamasına bağlı olarak, kamu harcamalarının bileşimide değişmekte ve bu değişim eğitim sağlık harcamaları ile diğer sosyal harcamalar lehine olmaktadır. Söz konusu değişim dolayısı ile kamu harcamaları düzeyinin yükseleceğini belirtmektedir.
Musgrave göre devletin geleneksel hizmetlerin dışında şu nedenlerden dolayı bu alanlarda faaliyette bulunması gerekir.
* fiat mekanizması tek başına optimum kaynak dağılımı gerçekleştirme. Çünki milli savunma ve benzeri toplumsal ihtiyaçları ki bunlara musgarave sosyal ihtiyaçlar demektedir.. karşılayarak mal ve hizmetler piyasadan tedarik edilemez.
* piyasada var olan fiyat mekanizması yoluyla adil gelir dağılımının gerçekleşmesi mümkün olmaması nedeniyle devlet düşük gelir gruplarına daha adil gelir sunabilmesi için düşük fiyatlarla mal ve hizmet üretmelidir.
* iktisadi kalkanmanın temini için ekonomik istikrarın ve denğenin sağlanması çin devlet maliye politikası aracı olarak bu alanlarda faaliyette bulunmalıdır.

Rostow : 
Kamu giderlerinin artışını ekonomik gelişme ve bu gelişimin sağlanmasında devletin oynadığı rolün önemi ile açıklanmaktadır. İlkel toplum düzeyinden, günümüzün gelişmiş dvlet yapısına ulaşıncaya kadar geçirilen zaman içerisinde devlet ülkelerin sosyo ekonomik ve siyasi nitelikteklerine bağlı olarak değişen büyüklüklerde üretimde bulunmuş ve bulunmaktadır. Esas itibarıyla makro amaçlarına yönelik olan bu mal ve hizmet üretimleri, kamu kaynaklarına daha çok başvurulması ve bunların amaçlar doğrultusunda ve gittikçe artan büyüklükler içinde sarfı zorunluğunu ortaya çıkartmaktadır.

DIŞSALLIK TİPLERİ

Dışsallık Türleri
a)  Üreticiden üreticiye olan dışsallıklar: Bir firmanın üretim faaliyetleri diğer firmanın veya firmaların üretim olasnaklarını olumlu yada olumsuz yönde etkilediği takdirde üreticiden üreticeye dışsallık gerçekleşmektedir.*** bir akarsuyun yukarı bölümünde faaliyet gösteren bir üretim tesisinin atıkları ile sulu kirletmesi sonucu üretim sürecinde su kullanan ve su yatağının alt kısmında faaliyette bulunan fima olumsuz şekilde etkilenecektir, bu üreticiden üreticiye gerçekleşen dış maliyet niteliğinde bir etki olup, bir üreticinin diğerine olan üretim maliyetini, üretim kalitesini vb etkileyeci rol oynayacaktır.
***** Örneğin petrol araması yapan bir kuruluş belli bir alanda petrol bulduğu zaman, diğer araştırmacı kurumlarada değerli kullanışlı bilgiler sunmuş olmaktadır. Aynı şekilde bir firma kendi amaçları doğrultusunda istihdam ettiği iş gücünü eğittiği zaman, çeşitli nedenlere bağlı olarak. Diğer işverenler yanına geçen kişiler. İkinci işverenede fayda sağlamış olurlar. Bir balıkçının oltasını avlanma bölgesine atması diğer balıkçılırın avlanmasını güçleştirir buda olumsuz dışsallıktır. 
b)  Üreticiden tüketiciye olan dışsallıklar.
Olumsuz. Bir üretim tesisinin çevreyi kirletmesinden dolayı yakında yaşayan bireylerin sağlıklarının bozulmasına neden olabilir. Böyle bir durumda bir fabrikanın faaliyetinden kaynaklanan dış maliyetin tüketici tarafından karşılanması durumunda ortaya çıkmaktadır.
Olumlu : yol su ve enerji imkanlarının bulunmadığı bir yörede bir üretim kurulması o yörede ve civarında yaşayanlara yol su enerji imkanı yaratabilir. Böyle bir durumda üreticinin üretimi sırasında dikkate almadığı yararlarından da doğrudan maliyetine katlanmadıkları bir fayda omrtay çıkmış olmaktadır. 
c)  Tüketiciden tüketiciye olan dışsallıklar:
Olumlu : Tüketicinin hoşnut kaldığı bir ürün nedeniyle çevresine olumlu tanıtımda bulunması bi firmanın kalitesiz yada bozuk ürününü satın almış bir tüketicinin, bu ürünü firmaya iade etmek veya zarının karşılanmasını istemek yerine bu gitmeyerek, ortaya çıkan maliyeti kendisinin karşılamış olması üretici açısından olumlu dışsallıklara örnek olarak gösterilebilir. Burada üretici tarafından taşınması gereken yükün müşteri tarafından yüklenilmesi sözkonusu olmaktadır. Böyle bir durumda üretici için dış fayda yaratılmış olur.
Olumsuz. Bir üretici firamanın üretimi hakkında tüketici tarafından edinilen olumsuz yargının gerek bireysel olarak gerekse basın aracılığıyla çevreye duyurulması firma tarafından o ürün için öngörülmüş olan ekonomik ve teknik ömrün firmanın amaç ve kontrolü dışındaki önlem ve uygulamalarla değiştirilmesi “ dış maliyet şeklindeki tüketici – üretici dışssallığına örnek olarak gösterilebilir. 
d)  Tüketiciden Tüketiciye Olan Dışsallıklar.
Dışssallıklar maddi veya ruhsal nitelikte olabilmektedir. Çevre kirlenmesi tüketiciyi maddi nitelikte etkiler. Otomobil kullanımının yol açtıığı çevre kirlenmesinden kaynaklanan hoşnutsuzluk ruhsal olabileceği gibi maddi nitelikte gerçekleşe bilir. Örneğin bir tatil dönemi başlanğıcı veya dönüşünde şehirler arası karayollarındaki araç sayısının artışı hem maddi hemde ruhsal açıdan tüketcilerin birbirilerin etkilemelerine dışssal maliyetrin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

21 Kasım 2014 Cuma

VERGİNİN YANSIMASI

Yansıma Şekilleri

a) İleriye doğru yansıma: Kısmen yada tamamen ileriye doğru yansıma, üretici yada mal ve hizmet satışını yapan kimselerin ödemiş oldukları vergiyi mal ve hizmetlerin satış fiyatına ekleyerek alıcıya devretmesi şeklinde gerçekleşir.
Vergi Yansıma Şekilleri

b) Çapraz Yansıma: Talep elastikiyeti düşük olan, temel gıda maddeleri ve tekel ürünleri gibi malların üzerine konulan bir vergi kolaylıkla fiyata eklenerek alıcılara yani ileriye doğru yansıtılabilir, buna karşılık talebi esnek olan bir malın üzerine konulan bir verginin ileri doğru yansıtılması pek kolay olmaz. Zira vergi dolayısı ile fiyatı yükselen mala karşı olan talep azalır. Bu yüzden ileriye doğru yansıma bazen vergi konusu malların fiyatının yükseltilmesi ile değilde başka malların fiyatının yükseltilmesi ile gerçekleşirki buna çarpraz yansıma denir.

c) Geriye doğru yansıma: Satılan alınan mal ve hizmetlerin fiyatı düşürülerek vergi yükü malı satanların üzerine doğru devredilmeye çalışılır. Ancak hemen belirtmek gerekirki yansımanın bu şekli daha çok işletmelerin kendilerinin satın aldıkları faktörlerin fiyatının düşürülmesi şeklinde gerçekleşir.tüketiciler açısından geriye yansıma oldukça güç bir iştir.


d) Kanuni ve fiili yansıma: Kanun koyucu vergiler ile ilgi düzenlemeleri yaparken verginin yükümlüler tarafından başkalrına devrini öngörmüş olabilir bunun sonucu olarak gerçeklekşitirlen yansımaya kanuni yansıma denir Örneğin; KDV vergisinde mal ve hizmet satışını yapanlar kanuni yükümlü olarak nitelendirilen tüketiciler vergi taşıyıcısı yada yüklenicisi olarak nitelendirilmektedir. Bazı hallerde kanun koyucu açık bir şekilde öngörmediği halde yasal yükümülü tarafından ödenmiş olan bir vergi çeşitli yollardan başkalarına devredilmektedir. Bu suretle oluşan yansımaya fiili yansıma adı verilir.

VERGİLEMEYE İLİŞKİN TEMEL KAVRAMLAR

VERGİNİN TEMEL KONUSU: Verginin üzerinden alındığı şeydir, bu şey ekonomik bir değer, hukuki bir muamele, fiziki bir varlık, bir fiil, bir olay ve benzedi olabilmektedir. Sadece maddi anlamdaki mal ve eşyalar değil; maddi olmayan ekonomik unsurlar, mükelleflerin fiziki varlığı veya sosyal durumları dahi vergi konusunun kapsamına girebilmektedir.

Vergilemeye İlişkin Temel Kavramlar
VERGİ MÜKKELLEFİYETİ: Vergi mükellefi yada yükümlüsü, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu düşen gerçek veya tüzel kişi olarak tamınlanmaktadır.

VERGİ SORUMLULUĞU verginin ödenmesi bakımından alacaklı vergi dairesi ile muhatap olan kişidir vergi sorumlusu vergi kanunlarına göre kendisi mükellef sayılmayıp vergi mükellefi adını vergiyi ödemek ve vergiye ilişkin değer şekil ödevleri yerine getirmek zorunda olan kişidir
Vergi sorumlusunun en tipik örneğini ücrelilere ilişkin gelir vergisi uygulamasında görüyoruz.işverenler yanlarında çalıştırdıkları kişilere hizmet karşılığı ödedikleri gelir vergisini kesip vergi dairesine onlar adını yatırmak zorundadır. Bu durumda ücretliker vergi mükellefi sayılırken işverenler vergi sorumlusu sayılmaktadır.

VERGİDE İSTİSNA VE MUAFİYET
-         İstisna verginin konusunda muafiyet ise mükellefiyette kısıtlamayı ifade eder.
-        istisnaya örnek olarak katma değer vergisinden ihracat istisnasını gösterebiliriz
-        muafiyete örnek olarak gelir vergisi kanunda yer alan esnaf muaflığı, küçük çiftçi muaflığı, ve diplomat muaflığını göstermek mümkündür.
Advolerm matrah: Vergi konusunun ekonomik değeri alınıyorsa satış fiyatı vs advolerm matrah sözkonusudur.
Spessifik Matrah : Verginin konusu uzunluk, ağırlık, yüzölçümü, adet vb olarak alınıyorsa spesifik matrah sözkonusudur.

Vergi Matrahının Tespitini ilişkin Usuller
a)   İdari Takdir Usulü : doğrudan doğruya takdir usulü olarakta nitelendirilen bu usulün esası vergi idaresinin, her bir vergi yükümlüsüne ilişkin vergi borcunu ayrı ayrı tespit etmesidir. Son derece subjektif bir uygulama, esasına dayanan ve yükümlülerin aleyhine olarak matrahın çok yüksek belirlenmesi tehlikesini taşıyan bu usul günümüzde bazı istisnai hallerde uygulanmaktadır.
b)   Karine ve Dış Belirtiler Usulü. Bu usül doğrudan takdir usulünden biraz daha objekleştirilmiş bir şekildir. Bu usulde mükelleflerin gelir ve servetlerine karine teşkil eden bir takım dış belirtilerden yada göstergelerden hareketle vergi borcunun tespitine çalışır.
c)   Götürü Usul : Bu usulde vergi idaresi yükümlüleri münferit olarak değil belli gruplar itibarı ile ele alarak matrahlarını tespit etmektedir. Yükümlüler belirli kıstaslara göre sınıflandırılmakta ve her sınıf için ortak bir vergi matrahı tespit edilmektedir.
d)   Beyan Usülü : Beyan usulünün esas vergi matrahıın yükümlülerine veya vergi sorumluları tarafından vergi kanunlarında öngörülen ilkelere uygun olarak belirlenip beyanname adı verilen bir belge ile vergi idaresien bildirilmesidir. Bu usulde vergi idaresinin görevi beyan edilen matrahların doğruluğunu kontrol etmektir.
Vergi Tarhı : Vergi tarhı kısaca vergi borcunun hesaplanması işlemidir. Vergi usul kanunuda verginin tarhı vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi idaresi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibarıyla tespit eden idari işlemlerdir. Biçiminde tanımlamıştır.
Vergi tarifesi : konusu ve matarahı belli olan bir verginin miktarını belirleyebilmek için vergi tarifesi denilen unsurun bilinmesi gerekir. devlet açısından bir alacak, yükümlüler bakımından ise bir borç oluşturan verginin tutarının hesaplanabilmesi için ancak vergi tarifesi ile olur.
Verginin Tebliği : Vergiyi tarh eden, yani hesaplayan taraf vergi dairesi olduğuna göre, bu işlemden karşı tarafın yani yükümlülerin yada sorumluların haberdar edilmesi gerekir. iste vergi dairesinin vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususları yükümlülere yada sorumlulara bildirmesine tebliğ denilmektedir.
Verginin Tahakkuku: Tarh ve tebliğ edilen verginin ödenecek safyahay gelmesidir. Verginin tarh edilerek yükümlüye tebliğ edilmesiyle artık yükümlü vergi borcu hakkında bilgi edinmiş olur.

VERGİNİN TAHSİLİ:
a) İltizam Usulü:  Bu usulde vergilerin kanunlara uygun olarak tahsili için devlet tarafından bir bedel karşılığında mültezim adı verilen ve nevi mütehait fonksiyonu gören bir kişiye veriliyordu. Vergi toplama işinin mültezime verilişi açık arttırma ile gerçekleştirilirdi. Buna göre vergi toplama hakkı karşılığında devlete en yüksek bedeli ödemeyi tahhüt eden kişi bu hakkı elde ederdi. Mültezimin tapladığı vergi ile ödediği bedel arasındaki fark kendi karını vveya zararını teşkil ederdi.
b)  İhale Usulü : vergi toplama hakkı, toplanacak vergi hasılatından en düşük payı taahüt edene verilir. Bu usul bügünkü devlet ihale sisteminde açık eksiltme usulüne benzetilebilir.
c)  Halk Temsilcileri İle Tahsil Usulü : vergi idaresinin yeterli düzeyde gelişmediği dönemlerde uyğulanmış olun bu usulde vergiler, halkın arasında bu amaçla seçilmiş kişiler vasıtasıyla toplanıyordu
d)  Emanet Usülü: vergilerin devlet adına onun görevlendirdiği kişiler vasıtayısla tahsil edilmesidir. Şu anda Türkiyede uygulanan sistem budur.

e)  Pul Veya Bondrol Yapıştırmak Yahut Değerli Kağıtlar Kullanmak Suretiyle Verginin Ödenmesi